Rumeli Hisarı Tarihi Özellikleri Nelerdir ?

hisarRumeli hisarı Osmanlı zamanında boğazkesen hisarı olarak da biliniyordu. Osmanlı döneminde bulunan padişah Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’u korumak amacıyla boğazın kuzeyine gelebilecek olası saldırılara karşı yapılan bir Anadolu inşasıdır. Oldukça geniş bir alana sahip olan bu hisar İstanbul boğazının yaklaşık 600 metrelik alan içerisine ve  akıntının en sığ olduğu kısmında inşa edilmiştir. Çok kısa bir sürede  tamamlanan Rumeli hisarı dünyanın en büyük kaleleri  olma özelliğine sahiptir.

Rumeli hisarının inşasına 15 nisan 1452 de başlanmış olup yaklaşık 90 günde tamamlanmıştır. İnşaatın yapımında Fatih Sultan Mehmet bizzat ilgilenerek kalenin daha güvenli bir hale gelmesi için küçük çaplı değişiklikler yapmıştır.Kalenin yapımı yaklaşık 90 gün sürdüğünden dolayı 31 ağustos 1452 de yapımı tamamlanmıştır. Anadolu hisarının yapımında kullanılan malzemeler Anadolu’nun birçok şehrinden gemilerle getirilmiş, sahada kullanılan taşlar ise Bizans  yapıtlarından temin edilmiştir.

Rumeli hisarı günümüzde müze , açık hava tiyatrosu olarak turistleri ağırlamaktadır. Tarihteki önemi , özellikle İstanbul açısından büyük öneme sahip olan Rumeli hisarına her yıl binlerce turisti ağırlamaktadır.

İstanbul’un Sarıyer ilçesine bağlı olan semt adıdır. Yaz aylarında sürekli olarak sanatçıların konser verdiği mekan olarak popüler olan Rumeli hisarı aynı zamanda kış aylarında balık restoranları ve müzeleri ile ziyaretçileri ağırlamaktadır. Rumeli hisarında bulunan müze içerisinde , yapıldığı yıllarda kullanılan toplar , silahlar , güller ve haliç denizine indirilen gemiler için kullanılan zincirlerin bir parçası bulunmaktadır.rumeli-hisari

Karşılıklı olarak Anadolu ve Avrupa yakalarında yapılan Anadolu hisarı ve Rumeli hisarı boğazın en dar noktasına yapılması ile adeta koruyucu melek ünvanını almıştır. İstanbul sahilinden yürüyerek kolay bir şekilde ulaşacağınız Rumeli hisarına ulaştıktan sonra detaylı bir aramadan geçebilirsiniz. İçeriye yiyecek , içecek sokmak yasak olduğu gibi müzede fotoğraf çekmeye de müsade edilmemektedir.

Hisarın en üst kısmında bulunan muhteşem İstanbul manzarasını başka hiçbir yerde göremezsiniz.  Hisarın arka kısmında bulunan ormanlık alanda doğanın gerçek yüzünü görebileceğiniz gibi aileniz ile birlikte kısa bir gezintiye çıkabilirsiniz. Sarıyer ilçesine yürüyerek kolay bir şekilde bulacağınız bu tarihi kule mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasında geliyor. Tarihi surların eşiğinde , eşiri benzeri olmayan bir yapısı ile Rumeli hisarında konsere gitmek isterseniz işte size konser tarihleri.

2014 Rumeli Konser Tarihleri;
15 Ağustos – Salı Ali Kocatepe / 41 Kere Maşallah
16 Ağustos – Çarşamba Gülben Ergen
17 Ağustos – Perşembe Volkan Konak, Sunay Akın
18 Ağustos – Cuma Kibariye, Adnan Şenses
19 Ağustos – Cumartesi Yıldız Tilbe
20 Ağustos – Pazar Demet Akalın
21 Ağustos – Pazartesi Leman Sam, Gökhan, Burhan Şeşen
22 Ağustos – Salı Zülfü Livaneli
23 Ağustos – Çarşamba Zara
24 Ağustos – Perşembe Nilüfer
25 Ağustos – Cuma Nilüfer
26 Ağustos – Cumartesi Nil Karaibrahimgil
27 Ağustos – Pazar Rafet El Roman
28 Ağustos – Pazartesi Seda Sayan, Nihat Doğan
30 Ağustos – Çarşamba Özcan Deniz
31 Ağustos – Perşembe Deniz Seki
02 eylül – Cumartesi Gülay, Hüseyin Turan
03 eylül – Pazar Romanisa Canisa
05 eylül – Salı Hülya Avşar
06 eylül – Çarşamba Hülya Avşar
07 eylül – Perşembe Yalın
09 eylül – Cumartesi Hande Yener

10 eylül – Pazar Seyhan Müzik sanatçıları

Mısır Piramitleri Nasıl Yapıldı ? Mısır Piramitlerinin Özellikleri Nelerdir ?

misir-piramitleriMısır piramitleri günümüzde mısır firavunlarının mezarı olarak bilinmektedir.  Firavunlar öldükten sonra değerli eşyaları ile mumyalanarak devasa büyüklükte bulunan mısır piramitlerine gömülmüşlerdir.  Tarih öncesinde yapılan mısır piramitleri günümüze kadar bir çok hikaye ile gelmiştir. Şekillerinden ve büyüklüğünden dolayı uzaylılar tarafından da yapıldığına inanılır.

Piramitlerin yapılmasında kullanılan taşlar yaklaşık olarak 20 ton ağırlığındadır. Bu taşların yapılış aşamasında ne şekilde taşındığı kesin olarak bilinmemektedir. Günümüzdeki teknolojiler kullanılarak yapıldığında yaklaşık  4 milyon dolar değerinde bir ücret ile yapılacağı söylenir. Tarihi açıdan dünya üzerinde oldukça büyük öneme sahip olan mısır piramitlerinin de ilgi çekici özellikleri vardır.

Piramitlerin özellikleri ;

Piramitler yapıldığı dönemde yaklaşık 5 bin işçi çalışmıştır. Taşların ağırlığından dolayı işçiler sürükleyerek getirdikleri bölgelerde taş ustaları tarafından yontularak piramit şeklinde biçimlendirirlerdi. Kral kufu için yapılan piramit 2 milyon taş parçasından oluşmaktadır.

Piramitlerin iç kısımlarında bulunan taşlar küçük ve yumuşak taşlardan oluşurken dış yüzeyindeki sert taşlar kilometrelerce uzaklıktan sürüklenerek getirilirdi. Bu taşlar mavnalar denilen araçlara yüklenerek sürüklenip piramitlerin yapılacağı kısımlara doğru yol alırdı.

Eski mısır zamanlarında ölülerin toprağı olarak bilinen nil nehri kıyısına inşaa edilen piramitler oranın mezarlık olduğu inancı ile güneşin battığı yer olarak görülürdü.

Yapısal olarak piramitlere gömülü olan firavunlar yılda iki kez güneş görerek tahta çıktığı gün ve indiği gün olarak benimseyerek inşaa ederlerdi.

Yapılan en son piramit MÖ 1570 yılında yapılarak bir çok taş parçası hırsızlar tarafından çalınmıştı. Bu taşlar küçük boyutlarda ve hırsızların kolay bir şekilde alacağı yapılardı.

Piramitlerin yapısından dolayı kışın soğuk yazın ise serindir.

Mumyaları incelemek isteyen bilim adamları mumyalarda bulunan radyoaktif madde tarafından kansere yakalanarak ölmüştür.

Pis bir suyu piramitlerin içerisinde 24 saat tuttuğunuzda arıtılmış ve temiz bir şekilde bulabilirsiniz.

Yapısından dolayı ekilen bitkiler kısa sürede büyür.

İnsan vücudunda olan yaralar , kesikler piramitler içerisinde daha hızlı bir şekilde iyileşme gösterir.

Odalardan oluşan yapısını incelemek isteyen araştırmacılar odaların çoğunu bulamadan çıkmışlardır. Aynı yerde dönmeleri veya kaybolmalarından dolayı .

 

Eskimolar Nedir ? Eskimolar Hakkında Bilgiler

eskimolarEskimolar sibirya kıyılarında , doğu sibirya , kanada ve alaska bölgesinde yaşarlar. Normal insanlardan çok farklı bir yaşam tarzları olan eskimoların geçim kaynakları balıkçılıktır. Soğuk sularda avladıkları balıkları satarak ve beslenerek hayatlarını sürdürürler. Dini inançları da olan eskimoler genellikle şamanizm ve hristiyanlık dinlerine inanırlar.  Dini açıdan bir çok inançları olan eskimolar özellikle birbirine geçmiş olan kemikleri tanrılara sunabilirler.

Dövme konusunda ileri bir kültüre sahip olan eskimolar da özellikle kadınların dövme konusunda oldukça gelişmiştir. Bulundukları bölgede çok fazla kış mevsimi yaşandığı için igloo adı verilen evlerde kalırlar. Bu evler kar parçalarından yapılarak oldukça dayanıklıdır. Yaz aylarında çadırlarda yaşayan eskimolar yaptıkları evlerin girişi vahşi hayvanlara karşı küçük yapmaktadırlar.

Taş , toprak ve kemiklerden yaptıkları bu evlerde yaşamlarını sürdüren eskimolar modern kültürün sahip olduğu bölgelerde de yaşarlar. Bulundukları yerin soğukluğuna göre giyim tarzları olan eskimoler genellikle eldiven, şapka ve mont kullanırlar. Kullandıkları bu ürünlerinde hepsi genellikle balina derisinden yapılmaktadır.

Ulaşım ve taşıma konusunda sibirya kurtlarını kullanırlar. Bu köpek cinslerinin soğuğa karşı oldukça etkili olduğu bilinmektedir. Yaşlı ve ölmek üzere olan insanlar yaptıkları kulübelerin içerisine koyularak burada ölmeleri beklenir. Tedavi veya hastane kültürüne sahip değildirler. Eski zamanlarda doğan kız çocuklarını buz üzerine koyarak veya ağızlarına koydukları otlar sayesinde öldürürlerdi. Bu durum 20. yüzyılın başlarında sona erdi.

Eskimoların yaşadıkları yıllarda kızıldereliler ile akraba oldukları bilinirdi. Milattan önceki yıllarda bulundukları yerden göç etmeyen insanlar hiç bir gelişim göstermeden hayatlarını sürdürdüğü için günümüzde de aynı şekilde yaşamlarını sürdürmektedir. Bol miktarda balık avlayan eskimolar çiğ balık ve et tüketirler. Kışın avlanmak zor olduğu için sürekli olarak avladıkları balıkları depolayarak bozulmadan ihtiyaçlarını karşılayabilirler.

 

Yeniçeriler Kimdir ? Yeniçeriler Hakkında Bilgiler

yenicerilerOsmanlı devletinde bulunan paralı askerlere verilen isimdir. Osmanlı devleti savaş zamanında kendi askerlerini toplayarak savaşa gider ve savaş bittiğinde bir çok asker kaybı yaşardı. Bu şekilde zafer kazanmak ve büyük savaşların kazanılması zor olduğu için sürekli ve maaşlı asker alımlarına başladılar. O yıllarda Kara Halil ve Alaaddin bey adından komutanlar toplanarak karar aldı ve günümüzde yeniçeri adı verilen askeri birlik kuruldu. Bu askerlerin atlı olanlarına yaya atsız olanlarına ise müsellem adı verildi.

Savaş zamanı geldiğinde bu askerlere günde iki akçe verilerek savaşa  götürülür ve sürekli bu şekilde askerlerin devamı gelmişti. Savaş olmadığı zamanlarda bu askerler devletten para almadan sadece toprak alarak ve vergiden muaf tutularak yaşamlarını sürdürdü. Osmanlı devleti büyüdüğü yıllarda daha çok askere ihtiyaç duyduğu için esir aldıkları hristiyanlar ve diğer mezheplerde bulunan esirleri de bu şekilde eğiterek onları da paralı asker niteliği kazandırdı. O yıllarda yeniçeri ordusunu şehzade süleyman paşanın başlattığı biliniyor.

O yıllarda savaşın daha çok olduğu zamanlar olduğu için daha çok asker ihtiyacı doğdu. Yeniçeri ocakları kurularak yeni askerler eğitilip savaşlara gönderilirdi. Savaşlarda kazanılan esirlerin bir çoğu yeniçeri ocaklarında eğitilerek ve ihtiyaçları karşılanarak devlet hazinesine kazandırıldı.

Yeniçeri ocağının kurucusu ve lideri olarak bilinen yeniçeri ağaları 16. yüzyıla kadar bu ocaklarda yetişen askerlerden oluşuyordu. Uzun yıllar bu ocaktan yetişen yeniçeri ağaları kısa süre sonra yolsuzluk ve başıboş hareketlerinden dolayı yeniçeri ağaları sarayda yetişmiş, pahişahın güvenini kazanan isimler arasından seçiliyordu. Divan toplantılarına da katılan yeniçeri ağaları savaş sırasında ne yapılması gerektiği veya nasıl bir yol izlemeleri gerektiği konusunda söz sahibi olurlardı. Yeniçeri askerlerinden oluşan bu ağalar, padişahların söz sahibi ve istanbul şehrinin zabıtları gibiydi. Yaptıkları görevler ve kazandıkları zaferler sonucunda terfi ettirilerek daha büyük görevlere sahip olurlardı.

Osmanlı devletinin çöküşüne yakın zamanlarda 15 haziran 1826 yılında ocaklar kapatılarak askerlere farklı görevler verilerek dağıtıldı.

 

 

 

 

Nevruz Nedir? Nasıl Ve Nerelerde Kutlanır?

Nevruz bir bayramdır. Orta Asya, Ortadoğu ve Anadolu’da, baharın gelişini ve kış aylarından sonra doğadaki canlanışı kutlamak amacıyla kutlanan bir bayramdır. Bunu, Farsça kökenli olan ‘nevruz’ kelimesinin anlamından da çıkarabilmek mümkündür. ‘Nevruz’, ‘yeni gün’ anlamına gelmektedir. Nevruz kelimesinin ilk olarak yazılı görüldüğü yerler ikinci yüzyıl pers kaynaklarıdır.

Kimi Ortadoğu kavimlerinin, yılın ve baharın ilk günü olarak kabul ettiği Nevruz – 21 Mart, On İki Hayvanlı Türk Takvimi’ne ve Celali Takvimi’ne göre yılın ilk günüdür. Kimi toplulukların 22 veya 23 Mart’ta kutladıkları Nevruz, genel olarak 21 Mart’ta kutlanır. Kimi topluluklar ise bu kutlamaları üç gün boyunca yaparlar. 21 Mart’ta gündüz ve gece sürelerinin eşit olması ve bu günden sonra gündüzlerin gecelerden daha uzun olmaya başlamasına denk gelir. Bu durum halk arasında, iyiyi temsil eden gündüzün, kötüyü temsil eden geceye galebe çalması, yani onu yenmesi olarak düşünülür.

Toplulukların, kendi mitolojik tarihleriyle ilişkili olarak anladığı Nevruz’un çıkışı hakkında çeşitli söylentiler vardır. Örneğin Kürt mitolojisinde Demirci Kava ile bağdaştırılan Nevruz, Anadolu ve Türk mitolojisinde ise Göktürklerin Ergenekon’dan çıkışı ile bağdaştırılmıştır.

Yaklaşık beş – altı bin yıldır kutlandığı sanılan Nevruz, Türkler tarafından Milattan Önce sekizinci yüzyıldan beri kutladıkları bilinmektedir.

Genel olarak tarih boyunca yapıla gelmiş Nevruz kutlamalarında meydanlara ateşler yakılır ve bu ateşlerin etrafında dönülerek üzerlerinden atlanarak kutlanır.

nevruz newroz ne zaman