Şairden Şiir: HÜZZAM FASIL

Bir hüzzam faslıydı seninle geçenler
Asumana yükselen sedalar senle geldi
Senle geldi asumandan hüzzam esintiler
Gözlerin gel derken sözlerin gelmedi

Aşık olduğum sen miydin yoksa senden miydi?
Yollarına düştüğüm endamın ince bir saten miydi?
Yıkıldı kalem, yeksan oldu mürekkep bilmem değer miydi?
Gözlerin gel derken sözlerin gel diyemez miydi?

Asuman indi yere, yüreğim asumana yer oldu
Yer daraldı, yüreğim yere de yer verir oldu
Gözlerde bitti yaş, kuruyan yürek bana dar oldu
Gözlerin gel derken sözlerin isyanla doldu

Uçtu kafesten kuş, boş kaldı kafes, gel ey nefes
Nefes durdu, yürek soldu, kafes oldu bana mahbes
Sanki hazan mevsimi geldi, son buldu artık heves
Gözlerin gel derken sözlerin oldu bana menfez

Heyüla oldu dünyam, kapıldı hayal sana
Aşıklar divan kurdu, söz attılar bu yana
Söz sükutta, mızrap kırık, halim dil oldu bana
Gözlerin gel derken sözlerin gitmemden yana

Şairden Şiir: DİLHUNUM

DİLHUNUM

Dilhunum dilim söze gelemez
Gönlümü almaya geliver gayrı
Bu bahtı kara sana gelemez
Kafesten uçmada, konuver gayrı

Felek neden sen bana bunu ettin?
Nettim de beni bu kadar yaktın?
Lale ile gülü yarinden ettin
Dilhunum ki artık dile gelemem

Dertlerimi sıra sıra dizdirdin
Bu kalemi zorla ele aldırdın
Ayırdın gönlümü, dağa kaldırdın
Dilhunum artık dile gelemem

Aldın benden lale ile gülümü
Verdin yüreğe çekilmez zulumü
Kim döktü ki bu ateşe külünü
Dilhunum ki artık dile gelemem

Gülen yüzün ne oldu da gülmez oldu ki
Sevgiyle bakan yüzün neden soldu ki
Aşkından öyle bir vurgun yedim ki
Dilhunum artık dile gelemem

Ölmeden mezara girdik ikimiz
Bu ev oldu artık bizim sin’imiz
Birbirimize neydi acep kinimiz
Dilhunum artık dile gelemem

Kabirden kafese gömdük sevgiyi
Karşılıklı durmadan yaptık yergiyi
Aramıza sınır yaptık sergiyi
Dilhunum ki artık dile gelemem

Kaderi geriye döndüremem ki
Sevgiyi yerlerden devşiremem ki
Kendimi zorla sevdiremem ki
Dilhunum ki artık dile gelemem

Sakiler sundular aşk şarabını
Arifler verdiler sevgi tacını
Gönlümden söktüler ben ağacını
Gözlerin dilhuna asuman oldu
Hercümerc yüreğim mahinur doldu

EYLÜL-2013

Kazanova nedir?Neden bazı erkeklere kazanova denir?

Kazanova genelde çapkın, hoyrat erkekler için bir tanımlamadır.

Kazanova kelimesi esasında 18.yy Venedik’te dünyaya gelmiş italyan giacomo Casanavo’ya atfen kullanılır. İtalyan Casanova, kumara düşkünlüğü, çapkınlığıyla nam salmış bir adamdır. Kendisinin doktorası ve siyaseti de bir arada yaptığını söylememiz gerekir. Casanova 1.90 boyuyla döneminde bir hayli ilgi çekici bir karakter olmuştur. Kadınlara ve kumara düşkünlüğü herkes tarafından bilinirdi, Hayatı boyunca 122 farklı kadınla birlikte olduğu söylenir.

kazanova-kimdir

Bu kadar hoyrat, çapkın ve kumarbaz bir adam kazanova kelimesine kaynaklık etmesin de kim etsin? Günümüzde kadınları kolayca etkileyen, çapkın ve hoyrat erkekleri betimlemek için kullanılan kelimenin kaynağı 1725 doğumlu Giacomo Casanova’dır. Casanova’nın bu kadar iyi tanınmasının bir yanı da iyi bir yazar olmasıdır, otobiyografisini kendi kaleme almıştır.

Ayrıca 2005 yapımlı Heath Ledger’in başrol oynadığı Casanova filmi, Giacomo’nun hayatını anlatır.

Şairden Şiir: SENDE KALSIN

Belki unutursun gittiğim zaman OSMANLI
Kim bilir hatırlarsın baktığın an
Sevmediysen sana olsun hatıram
Yüzüm sende kalsın sakın unutma

Yıllar geçti mutlu olduk çok kere
Aylar geçti hüzün dolduk kaç kere
Kavga ettik barıştık hep son kere
Gözüm sende kalsın bakıp unutma

Gizli kalsın senle geçen özelim
Sevgi kalsın senle olan güzelim
Eşim olsun her daim sen ezelim
Elim sende kalsın tutup unutma

Ağladı gözlerim yaşlar sel oldu
Yüreğimin yarası bak kor oldu
Saramadım seni bana yad oldu
Kalbim sende kalsın girip unutma

Ayrılık hasreti yanında vardı
Bitmedi gitti uzakta kaldı
Uzaklar yakınmış aşk kimde vardı
Sözüm sende kalsın duyup unutma

Susadım bir yudum su verenim yok
Sarardım soldum yanımda görenim yok
Varlığım yokluğum var mı bilenim yok
Resimler sende kalsın görüp unutma

Gazel gibi döküldüm ayaklar ezdi beni
Kıvılcımlar yaktı rüzgarlar sürdü beni
Baharım olmadı hazanım buldu beni
Terim sende kalsın kokla unutma

Veremedim sana belki sevgimi
Sunamadım belki sana saygımı
Alamadım belki sana mehrini
Bir Fatiha oku sakın unutma

Ah Bu Şehrin Kötü Çocukları Yok Mu ?

Sencer Gültuna
Sencer Gültuna

Ah bu şehrin kötü çocukları yok mu?..

Yanağına konan sineklere bile zarar veremeyen, hayallerinde hayal gören çocuklar… Söz sahibi olamadığı bir şehrin, tek savunucusu olan varoş bebeler.

Çocukluğunda, tren istasyonlarında satılan bir simidin tadına bakamayan çocuklar. Hani hep derler ya, dumanlı kentin puslu çocukları diye işte onlar yok mu?

Otobüste oturacak yer bulduklarında; oturmaya bile mecali kalmayan, tuttuğu şehir takımının atkısında nefesi kokan çocuklar. Bu çocuklar yarına şekil verecek çocuklar. İlk hayalleri, köşe başında tespih sallayan sakallı ağabeylere özenmek. Atara atar, gidere gider. Bunlar hep terso çocuklar…

Gazoz kapağından bile oyuncak yapmaya vakitleri kalmayan, döner ekmeği; ayran sattığı kişilerde gören, bir gözü kör diğer gözü ise sağır çocuklar…

Kötü olmaya adamış ya hayatını… İlk sigarasını deplasman otobüsünden atılan izmaritle “fırtlayan” bu bebeler. Graham Bell’den, telefon bulunmadan önce sevdiklerini iki kere çaldıran aşık kötü çocuklar.

Bu çocukları, şehrin her köşesinde bir sokak başında görürsünüz. Grubun en başı olmayı beceremeyen bakışları nemli, suratları asık, bir yerleri yarım kalmış… Yokuş aşağı sokaklarda bile litresi 5 liradan efor sarf eden, “vitesi geri olmayan”, dünyayı “boşa almış” sallanan bu çocuklar…

İlk asitliği içeceği, gaz yapmasın diye temkinli içen, ağırdan adımlar atan bu bebeler. Nerede arasan varlar. Gururundan sevdiği kıza bile bacımsın diyen, arka sokaktaki inşaatta yarısı kırılmış tuğlaların üstünde, yer çekimine inat döktüğü gözyaşları olan bu sert bakışlı, yufka yürekli çocuklar…

Tren durmadan trenden atlayan, otobüste sağlı sollu ilerleyenlere inat ortada dikilen bu magazinsiz fotoğrafın en büyük kahraman çocukları..

Modayı bile sivri burundan ötesini haram sayan, sevabı ise aşk ateşinden cehennem olmak sayan bu çocuklar…

Belki bir maç öncesi, bir çukurun etrafında bu çocuklardan on binlerce görebilirsiniz. Yada her gün gördüklerinizi bir arada görünce saygı duyabilirsiniz.

Ah nazlı ay, sen söyle.. Bir gecenin hüznünü, bu çocuklara ne kadar aydınlatabildin?.. Söyle de bilsin bu çocuklar ve bu çocukları görmezden gelen sıradan insanlar…

(http://www.youtube.com/watch?v=jhTl6iZ41YM)

Sencer Gültuna

Ankara 2013 Eylül