Sencer Gültuna İle Romanı Hakkında Röportaj

Sencer Gültuna

Sencer Gültuna

Ankara’da gönüllerde yer kazanmış birisiyle beraberiz.
Sencer Gültuna.

Sencer Gültuna; Ankara’lıların yakından tanıdığı birisidir. Yeni çıkardığı “Süreyya Plajında İlk Mektup” romanı üzerine kendisiyle konuşma kararı aldık. Ankara’nın dışında da tüm ülkenin tanıdığı bir sanatçı olma yolunda, biraz daha tanıyalım.
Bu röportajı kabul ettiği için şimdiden teşekkür ederiz.

Sencer Gültuna kimdir? Kendinizi nasıl tanımlarsınız ?

İnsanın kendini tanıtması egoist bir tavır sergiletir. Siz ne görüyorsanız ben o kişiyimdir. Ama biyografik olarak size özet geçeyim.80’li yılları sonundan yakalamış, 90’lı yıllarda çocuk olmuş birisiyim. 1987 yılında Sincan’da doğdum. Doğduktan tam 10 yıl sonra 28 Şubat sürecine canlı şahitlik yaptım. Mahalle maçı sırasında topumuz askeri tankların altında kaldı.
Kuleli Askeri Lisesi’nden düz liseye geçen eğitim hayatım oldu. On dört yaşıma kadar asker olmak isteyen ve hayallerine kavuşmuş birisiydim. Sonrası tatsız olaylar…

Eğitim hayatınız nasıl devam etti?

Düz lisede devam etti. Düz lisedeki eğitim hayatımı, derslerden uzak yaşadım. Müzik ve fotoğrafla süsledim.
Yazılım ve Otomotiv Mühendisiyim.

Ülkemizin 75 şehrinizi gezdiğinizi duydum? Ne için gezdiniz?

1 milyon portre fotoğraf çektim. Otostop ve cüzi rakamlarla ülke gezimi tamamladım. Profesyonel fotoğrafçıyım diyemem.


Peki müzik?

Bateri çalıyordum. Artık çalmıyorum. Bandrollü albümlerde davul kayıtlarına girdim. Gece kulüplerinde çalıyorduk. Artık o mekanları tercih etmiyorum. Kaçamak yapan insanların gözünde iki saat süpersiniz. Daha sonra mekan sahibi cebinize harçlık koyuyor. Sonra geceye karışıyorsunuz. Saçmaydı… Bateri çalmak, insanı mutlu ediyor. İyi bateri çaldığımı iddia ederim…

26 yaşındasınız? Ankara’da hemen hemen herkesin tanıdığı birisi oldunuz. Bunca sosyal hayatı zamana nasıl sığdırdınız?

Demekki 26 yaşında değilim. Kandırmışlar sizi(gülüyor)…
İnsanlar 24 saatin 8-9 saatini uyuyarak geçiriyor. Ben günde 2-3 saat uyuyorum. Bazı günler uyumadığım da oluyor. Abartmamakta fayda var. Herkesin tanıdığı birisi değilim.

Hangi takımı tutuyorsunuz?

Ankaragücü. Şehri kale arkasından sevenlerdeniz… Sincanlı birisiyim dedim. Şehrimize ihanet edemeyiz. Sonuna kadar Ankaragücü.

Ankara’da edebiyat ve sanat nasıl sizce?

Bu sorunun cevabı çok net ama açıklamakta fayda var. Ankara; anakent ile köy arasında bir yerdedir. Anadolunun dibinde de olabilirsiniz, metropollerin kuytusunda da…
Ankara’da sanat hakkıyla yapılıyor. Sanat adına algı İstanbul’da yapılıyor gibi gösteriliyor. İstanbul’da sanatın hakkını verenlerin hayatına bakarsanız, hepsinin geçmişinde Ankara hatırası bulunmaktadır. Edebiyat konusunda ise, boğaza karşı edebiyat yapanların yanında Ankara, dünya sıralamasında kendisine yer bulur.
Sanatçı algısını karıştırmamakta fayda var. Siz gece kulüplerinden çıkınca, kameralara el sallayanlara sanatçı diyorsunuz. Biz onlara soytarı diyoruz.

Son dönem sanatçılarına örnek verebilir misiniz ? Ya da beğendiğiniz kişiler var mı?

Okan Bayülgen ve Atalay Demirci.

Birbirinden farklı iki insan. Ne için beğeniyorsunuz? Ve tanışmayı hiç düşündünüz mü?

Zeki olmaları yeterli benim için. Ekranda veya sahnede durduklarında, seyirciye bilgi aktarabiliyor ve düşündürebiliyorlar. İkiside çok dostlarımdır. Yakınen tanışırız ve birbirimizi severiz.

Neden onlarla beraber ekranlara geçmediniz? Bildiğimiz kadarıyla sizde stand up gösteriler yaptınız ve sinema ile ilgilendiniz?

Hala ilgileniyorum. Stand up gösterilerim bir faciaydı. Eski görüntülerimi izledikçe utanıyorum. Ama seyirci öyle demiyor. Olgunlaşma evresindeyim. Birgün tekrar stand up yapmak isterim.
Onlarla beraber ekrana çıkmanın bana faydası olmayacak. Ben birinin yanında ekrana çıkmak isteyen basit birisi değilim. Onlardan fazlam var. Sadece zaman onlardan yana işliyor. Ben henüz 26 yaşındayım. Hele bir 30 olalım.
Sinema konusunda da çalışmalarım hala devam ediyor. Bazı projelerin içerisinde pişmeye çalışıyorum.

Tek başına sinema projeleriniz var mı?

Belgesellerim var. Senaryosunu ve yönetmenliğini yaptığım projelerdi. En iyi çalışmam “Abdürrahim Karakoç Belgeseli”ydi.

Kitabınızda da Abdürrahim Karakoç’a teşekkür etmişsiniz? Sizdeki yeri nedir?

Abdürrahim Karakoç deyince akan sular durur. Son yüzyılın en iyi düşünürü ve halk şairidir. Allah rahmet eylesin. Çok güzel usta, çırak ilişkisi geçirdik. Öldüğü son güne kadar yanında oldum.

Edebiyatta kimleri beğeniyorsunuz ve tanışıyorsunuz?

Birçok yazar ve şair ile dostluğum var. Sıralamak ile bitmez. Hepsinden Allah razı olsun. Hepsi ülkenin değerleridir. Kötü yazar yoktur. Hepsi emek veriyor.

Romanınız çıktı. Tekrar hayırlı olsun. Konusu nedir? Ne anlatıyor?

Teşekkür ederim. Kandırılma hikayesi. Aldatılma hikayesi. Kimine göre psikolojik bir roman, kimisine göre de polisiye romanı. Bence bir türü yok. Kendi özgünlüğünde…

Yer ve mekan kurgusu nasıl?

Hapishaneden Sincan’a, Sincan’dan Eskişehir’e, Eskişehir’den Süreyya Plajına uzanıyor. Mekanların hayatımda özel yerleri bulunmaktadır. İnsanlar romanlarda İstanbul mekanları okumaktan sıkılmıştı. Ankara ve özellik Sincan’da geçiyor olması farklılık kattı.
Karakterler ve isimlerini analiz eder misiniz?

Karakterler şahsına münhasır derler ya aynen öyle oldu. Bahtiyar, Şerare, Nuşabe, Karagöz Ahmet, Yüksel Öğretmen, Şişe Murat…
Ana karakter Bahtiyar. Saf ve temiz birisidir. Aşkın gözü kör ettiği insanlardan. Gerçek dünyada böyle insanlar yok.

Romandan bekletiniz nedir? Romanın çıkma sürecinde destek olanlar oldu mu? Ya da hayal kırıklıklarınız var mı?

Beklentim yok. Yazdım ve bitti. İsteyen okur. Okura ulaştırmak benim işim değil, okuyucu bana ulaşmalı… Destek olanlar var mı derseniz, ÇETE INTERACTIVE firmasından hayırlı olsun, çorbada bizimde tuzumuz olsun diyerek cüzi bir rakam destek aldım. Hayal kırıklıklarım var. PTT, TCDD, Sincan Belediyesi, Maltepe Belediyesi(Süreyya Plajı) kitapta yoğun olarak geçiyor. Destek olmayı geçtim, tebrik eden de olmadı. İkinci baskılarda inşallah destekleri gelecektir.

Tekrar size gelecek olursak, “Süreyya Plajında İlk Mektup” romanınız hayırlı olsun. Yeni çalışmalarınız olacak mı? İsminizi tüm Türkiye çapında duyabilecek miyiz?

Allah ne nasip ederse o olacaktır. Kara mizah yazan birisiyim. Mizah, zekanın zekatıdır. Eğer güç, kuvvet devam ederse, yeni çalışmalar illa ki olacak. Daha öncesinde yazıp, bir kenara attığım dört tane romanım daha var. Belki onları gözden geçiririm. Türkiye çapında ismimi duyar mısınız kısmına bir şey diyemem. İnsanlarda vefa varsa, çalışmalarımız hergün yeni bir kapıdan geçerek bir evlere misafir olmaya devam edecek…

Röportajımızı kabul ettiğiniz için tekrar teşekkür ederiz? Sizin söylemek istedikleriniz var mı?

Ben teşekkür ederim beni ciddiye alıp röportaj yaptığınız için…
Son sözüm; Misafir mandalina sever.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.