Ah Bu Şehrin Kötü Çocukları Yok Mu ?

Sencer Gültuna
Sencer Gültuna
Sencer Gültuna

Ah bu şehrin kötü çocukları yok mu?..

Yanağına konan sineklere bile zarar veremeyen, hayallerinde hayal gören çocuklar… Söz sahibi olamadığı bir şehrin, tek savunucusu olan varoş bebeler.

Çocukluğunda, tren istasyonlarında satılan bir simidin tadına bakamayan çocuklar. Hani hep derler ya, dumanlı kentin puslu çocukları diye işte onlar yok mu?

Otobüste oturacak yer bulduklarında; oturmaya bile mecali kalmayan, tuttuğu şehir takımının atkısında nefesi kokan çocuklar. Bu çocuklar yarına şekil verecek çocuklar. İlk hayalleri, köşe başında tespih sallayan sakallı ağabeylere özenmek. Atara atar, gidere gider. Bunlar hep terso çocuklar…


Gazoz kapağından bile oyuncak yapmaya vakitleri kalmayan, döner ekmeği; ayran sattığı kişilerde gören, bir gözü kör diğer gözü ise sağır çocuklar…

Kötü olmaya adamış ya hayatını… İlk sigarasını deplasman otobüsünden atılan izmaritle “fırtlayan” bu bebeler. Graham Bell’den, telefon bulunmadan önce sevdiklerini iki kere çaldıran aşık kötü çocuklar.

Bu çocukları, şehrin her köşesinde bir sokak başında görürsünüz. Grubun en başı olmayı beceremeyen bakışları nemli, suratları asık, bir yerleri yarım kalmış… Yokuş aşağı sokaklarda bile litresi 5 liradan efor sarf eden, “vitesi geri olmayan”, dünyayı “boşa almış” sallanan bu çocuklar…

İlk asitliği içeceği, gaz yapmasın diye temkinli içen, ağırdan adımlar atan bu bebeler. Nerede arasan varlar. Gururundan sevdiği kıza bile bacımsın diyen, arka sokaktaki inşaatta yarısı kırılmış tuğlaların üstünde, yer çekimine inat döktüğü gözyaşları olan bu sert bakışlı, yufka yürekli çocuklar…

Tren durmadan trenden atlayan, otobüste sağlı sollu ilerleyenlere inat ortada dikilen bu magazinsiz fotoğrafın en büyük kahraman çocukları..

Modayı bile sivri burundan ötesini haram sayan, sevabı ise aşk ateşinden cehennem olmak sayan bu çocuklar…

Belki bir maç öncesi, bir çukurun etrafında bu çocuklardan on binlerce görebilirsiniz. Yada her gün gördüklerinizi bir arada görünce saygı duyabilirsiniz.

Ah nazlı ay, sen söyle.. Bir gecenin hüznünü, bu çocuklara ne kadar aydınlatabildin?.. Söyle de bilsin bu çocuklar ve bu çocukları görmezden gelen sıradan insanlar…

(http://www.youtube.com/watch?v=jhTl6iZ41YM)

Sencer Gültuna

Ankara 2013 Eylül

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.