Ermeni Meselesi Nedir?

Ermeniler, Türk tarihinde büyük öneme sahiptirler. Anadolu’da yaşayan ermeni nüfus azalması hatta Türkiye içinde bir güç olmaktan çıkmalarına rağmen hala siyasi gündemde yer almaktadırlar.

Neden Ermeniler Türk tarihi ve Türkiye için bu kadar önemli bir yere sahip ve hala tartışma konusu olmalarının nedenleri uzun ve tartışmalı bir tarihi sürece dayanır. Öncelikle unutmamak gerekir ki, Ermeniler en kadim Anadolu halklarından biridir. Şu anki Anadolu coğrafyasında yok denecek kadar az nüfusa sahip olmaları, Anadolu topraklarında yaşayan Türkler için ermeni meselesinin dışarıdan gelen bir sorun olduğu ağlısını yaratmasına rağmen, Ermeniler hala kendilerini Anadolu’nun bir parçası olarak görmekteler. İşte bu iki farklı yaklaşımdan dolayı iki halk arasında ki fevri kavgalar son bulmamaktadır. Ermeniler kendilerinin diasporada oldukları inancına sahip ve tekrar kendi yurtlarına geri dönecekleri gün için hazırlanmaktadırlar. 

 Ermeniler Anadolu’da yaşayan ilk ve kadim halklardan biridir. Ermeniler nereden geldiği, ne zaman Anadolu’ya yerleştiği, kökenlerinin neresi olduğu konusunda ermeni tarihçilerin dahi buluştuğu ortak bir nokta mevcut değildir. Ortaya atılan tezlerin hiç biride ikna edici bir gerçeklik arz etmez. Kimi Ermeniler milliyetlerini yüceltmek için soylarının Nuh’un oğlu Hayk’tan geldiğini iddia etmekte ve Nuh’un efsanevi gemisinin Ağrı dağına oturmasıyla Ermenilerin yurtlarının Doğu Anadolu olduğu inancı mevcuttur. Bu inanışın akademik alanda kabul edilmesi mümkün değildir. Diğer tarihçiler ise Ermenilerin kökenini Urartılara dayanmaktadır fakat bu tezi de kabul gördürecek isabetli kanıtlar yoktur çünkü dil benzerliği tatmin edici değildir. Bazı tarihçiler ise Ermenilerin Turani halklardan olduğunda ısrarcı olmaktadır. Bu tez ise ilk başta Ermeniler tarafından şiddetle reddedilmektedir.

Kafalarda soru işareti bırakan sorulardan bir tanesi de doğu Anadolu ki bizim vilayetlerimizi de içine alan bölgeye neden Ermenistan dendiğidir. Çünkü Ermeniler kendi milliyetlerini Hayk diye isimlendirirler ve bulundukları bölgeye de Haykistan derler. Bu coğrafyaya neden Ermenistan ve halkına da neden ermeni dendiği sorusunun cevabı da bilinmektedir. Ermeni isminin nereden geldiği de açıklama bekleyen bir sorudur.


Ermeniler her dönemde Türklerle sıcak ilişkiler içinde idi fakat bu durum Osmanlı döneminde hat safhadaydı. Osmanlı imparatorluğu içinde ki Ermeniler ticaret ve zanaat ile uğraşmaktaydılar. Gelenek ve görenek olarak Türklerle ortak kültürü paylaşıyordu desek pekte mübalâğa  yapmış olmayız. Yemek kültürlerinden, yaşam tarzlarına kadar Türklere çok benzerdiler. Bu yüzden Ermeniler hem Osmanlı toplumu tarafından, hem de Osmanlı devleti tarafından benimsenmişti. Bu samimiyetten dolayı Ermeniler devletin her kademesinde görev almaktaydı.

Osmanlı’da yaşayan tüm halklar için 1839 yılında Gülhane Hattı Hümayunu (Tanzimat fermanı) ile, eşitlik, can ve mal güvenliğinin devlet tarafından sağlanacağı sözü verilmişti. Bu Osmanlı’daki vatandaşlık bilincini ve gayri Müslimlerin devlete olan sevgisini kazanmak için atılmış bir adımdı. Tanzimat fermanıyla Osmanlıcılık fikri tüm halklara benimsetilmiş olacaktı fakat beklenen olmadı. Bunun aksine Avrupalı devletler tarafından desteklenen halklar büyük bir rekabet içine girerek imparatorluğun sonunu hazırlamaya başlayacaklardı.

19. yüzyılın sonlarında Osmanlı devleti yok olmanın eşiğinde idi. Birinci dünya savaşına girmiş doğuda ve batıda savaşmaktaydı. Balkan halkları bağımsızlıklarını elde etmişlerdi. İşte bu dönemde asırlardır birlik ve beraberlik içinde yaşayan Ermeniler ve Türkler neden bir anda birbirlerine düşman olmuşlardı? Bu soru günümüze kadar tartışılan bir mevzudur. Fakat sorunun cevabı aslında gayet açıktır. Ermeniler, Osmanlı devletinin doğu Anadolu bölgesinde  özerk Ermenistan devletini kurmak istiyorlardı.

Özerk Ermenistan fikri gerçekte Anadolu Ermenilerinin talep ettiği bir fikir olarak ortaya çıkmadı. Bu fikir Ermeni kilisesinin bir isteği idi. Ermeni kilisesi Osmanlı devletinin yok olmaya yüz tuttuğunu ve Rusların Osmanlı hakimiyetini yok edip yerine tekrar Bizans’ı diriltmek fikrinde olduğunu biliyordu. Bu durumda Rusların Ermeni kilisesinin bağımsızlığını yok edeceğini inanıyorlardı. Ermeni kilisesinin kurulma amacı Bizans kilisesinin baskısından kurtulmak iken tekrar bağımsızlığını kaybedecekti. Bu korku kiliseyi endişelendirdi ve Ermeni tarihinin en büyük hatasını yapmasına sebep oldu. Özgürlük fikrini Ermeniler arasında yaymaya başladı.  Tek kurtuluş yolu Özerk yada bağımsız Ermenistan devleti idi.

1870 yıllarına kadar Ermeniler, Avrupalı devletlerin dikkatini çekmedi. Balkan halklarını her fırsatta Osmanlıya karşı ayaklandıran Avrupalı devletler, Ermenilerle pek ilgilenmemişti. Küçük kaynarca antlaşması ile Osmanlı devleti, sınırları içindeki Ortodoksların korumasını Rusya’ya vermişti. Bu madde gereğince hiç olmayacak bahanelerle Rusya Osmanlı topraklarını işgal ediyordu. Rusya’nın amacı Bizans devletini tekrar hayata geçirmek ve açık denizlere ulaşabilmek için boğazlarda söz sahibi olmaktı. Rusya’nın bu fikri İngiltere’yi rahatsız etmişti. İngiltere Rusya’nın ilerleyişini durdurmak için doğu Anadolu’da bir ermeni devleti kurulması fikrine sıcak bakmaya başlamıştı.

1860’lı yıllara kadar Osmanlı devleti içindeki Ermenilerle-Türkler arasında bir çatışma mevcut değildi. Fakat 1875 yılında Hersek’te Sırpların ayaklanması ile Avrupalı devletler Osmanlı devleti içindeki azınlıklar hakkında düzenlemelere gidilmesi için İstanbul’da konferans vermeye karar verir. Ermeni kilisesi bu konferansta Özerk Ermenistan fikri içinde görüşülmesini istedi. Fakat bu kabul edilmedi.

Ermeni sorununda dönüm noktalarından biride (24 Nisan 1877) Osmanlı-Rus savaşıdır. Savaşı fırsat bilen Ermeniler bağımsızlık koşulu ile, Rusya’yı desteklemeyi kabul ettiler. Osmanlı çok zor koşullar altında savaşmak zorunda kaldı. Nihayetinde Rusya’nın zaferi ile yapılan anlaşmada Osmanlı Ermenistan devlerini tanımak zorunda kalmıştır fakat Avrupalı devletler bu anlaşmanın Rusya’yı güçlü kılacağı endişesi ile devreye girmiş ve anlaşma asla yürürlüğe girememiştir. Onun yerine Osmanlı Ermenilerin yaşadığı yerlerde düzenlemelere gideceğine ve Ermenilerin can ve mal güvenliğini koruyacağına söz vermiştir.

19 yüzyılın sonlarında doğru Osmanlı içindeki Ermeni komiteleri silahlanıp Osmanlıya karşı mücadeleye geçme kararı aldı. İşte bu birinci dünya savaşı içindeki Osmanlı için bardağı taşıran son damla oldu. Özellikle Osmanlı Hükümdarı Abdülhamit’e düzenlenmek istenen suikast gün yüzüne çıkınca Osmanlı ile Ermenilerin arası açıldı.

1914 yılında Osmanlı devletinin birinci dünya savaşı için seferberlik ilan etmesiyle bir çok Ermeni Osmanlı sınırları dışına kaçmıştı. Rusya ve İngiltere ile işbirliği içine giren ermeni komiteleri top yekun Osmanlıya cephe açmışlardı. Silah atlına alınan Ermeniler ise silahlarıyla birlikte kaçıp bulundukları bölgelerde Osmanlı bayrağını reddetmişlerdi. Bunların üzerine 24 nisan 1915 günü Osmanlı devleti Ermeni merkezlerinin kapatılmasına ve liderlerinin tutuklanmasına karar verdi. İsyancılardan bazıları asıldı. Her yıl Ermeni soykırımı diye anılan olaylar budur. Bu olayların üzerine ülkede ki Ermenilerin saldırıları artmış ve Osmanlı isyancı Ermeniler için zorunlu göç kararı almıştır. Bu göç sırasında çok acı olaylar yaşanmış. Anadolu coğrafyasında büyük değişiklikler yapılmıştır. Zorunlu göç kararıyla gelecekti kurulacak ermeni devleti büyük bir çıkmaza girdi. Artık bölgede ermeni nüfus mevcut değildi.

Günümüzde ise Ermeniler her ne kadar doğu Anadolu’da hak talep etseler de, asıl gayeleri soykırım bahanesi ile Türkiye’den tazminat almaktır.

“Ermeni Meselesi Nedir?” için 1 yorum

  1. ermeni meselesi ile ilgili olarak 14 Mayıs 1915 tarihli tehcir kanununa baktınızmı hiç
    bu 3 maddelik bir kanun olup, içerisinde ermenileri kasteden tek kelime dahi geçmemiş, umumu ilgilendiren bir kanun olarak yürürlüğe girmiştir. yani bir tek ermeniler için düşünülmüş bir kanun değildir. Başı bozukluğa sebep olan Türkler, Kürtler, Çerkezler vb….. gibi gruplar içinde geçerli bir kanun olup, bilgi kısırlığına sahip olan kişiler bu kanunun sadece ermeniler için çıkarıldığını zannediyorlar, yada başkalarının manüplasyonuna uğruyorlar. Bundan dolayı bu yazıyı buraya kaleme alan arkadaşa çok teşekkür ederken, Tehcir kanununu da buraya yazarsa herkesin bilgilenmesine vesile olur. Hem yazısında anlatmak istediğini tam manası ile anlatmış olur. Mehmet FETHİBEY

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.