BARIŞ MÜJDESİ, ÖCALAN’LA OLUMLU GÖRÜŞME, EYLEMSİZLİK KARARININ UZATILMASI VS. VS. VS. PEKİ NEDEN HALÂ İNSANLAR ÖLÜYOR?

Son günlerde her şey yolunda giderken ve 31 Ekim tarihinde PKK’nın eylemsizlik kararını uzatması beklenirken Taksim’de meydana gelen canlı bomba olayı, bir kez daha yüreklerimizde yoğun acıların yaşanmasına sebep oldu. Konu ile ilgili olarak basın organlarına bakıldığında, olayın failinin Devrimci Karargah ya da PKK terör örgütlerinden birisi olduğuna dair açıklamalara yer verildiği görülüyor. Olayın terör uzmanı ya da siyasi yönetici olmayan sıradan vatandaşları yani bizi ilgilendiren yönü ise failinin kim olduğu değil, terörden yıllarca çekilen acıların neden halâ sona ermediği.

Son günlerde her şey yolunda giderken ve 31 Ekim tarihinde PKK’nın eylemsizlik kararını uzatması beklenirken Taksim’de meydana gelen canlı bomba olayı, bir kez daha yüreklerimizde yoğun acıların yaşanmasına sebep oldu. Konu ile ilgili olarak basın organlarına bakıldığında, olayın failinin Devrimci Karargah ya da PKK terör örgütlerinden birisi olduğuna dair açıklamalara yer verildiği görülüyor. Olayın terör uzmanı ya da siyasi yönetici olmayan sıradan vatandaşları yani bizi ilgilendiren yönü ise failinin kim olduğu değil, terörden yıllarca çekilen acıların neden halâ sona ermediği.

Bu arada hain eylemin ardından barışla ilgili açıklamalar da gündemdeki yerini koruyor. KCK davasının sanıkları arasında yer alan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, silahın rolünün bittiğini ve artık farklı şeyler denemenin zamanının geldiğini söylerken, PKK’yı haklı çıkarmak istercesine 30 yılın kaybedilme nedeni olarak şimdiye kadar diyaloga geçilmemesini gösteriyor. Eylemsizlik kararının seçimlere kadar uzatılmasını memnuniyet verici olarak yorumlarken, nedense süresiz ve şartsız silah bırakmaktan söz edemiyor. Bu ülkede zaten hiç kimse silahların kullanılmasını, ölümler olmasını, acılar yaşanmasını istemiyor. Neden yaşamak varken ölmek istensin ki? Yıllardır terör haberleriyle yaşamadık mı? Yıllardır bu yüzden geri kalmadık mı? Yani önemli olan yürekten istemek, şart koşmamak ve bunu devam ettirmek değil mi?…


Yeniden İmralı’ya Öcalan’la görüşmeye giden Aysel Tuğluk, basın mensuplarına görüşmenin içeriğini aktarırken bile hep suçlamalarda bulunuyor. Öcalan’ın siyasilerin barış konusunda sorumluluklarını yerine getirmediğini belirttiğini ifade eden Tuğluk, çözümün önünde büyük bir engel gibi duran çıkarcı, hesapçı siyasetin teşhir edilmesi gerektiğini belirtiyor. Öcalan tarafından istenilen ve daha önceleri de gündeme gelen Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurulması hususunun ise, Cumhuriyetle yönetilen ve halkın temsilcilerinin görev yaptığı bir Millet Meclisi’ne sahip olan Türkiye’de tamamen gereksiz bir istek olacağı düşünülüyor. Ayrıca Aysel Tuğluk, çıkarcı ve hesapçı siyasilerden bahsederken, BDP için de güzel bir tanımlama yapmış oluyor.

Kısaca  sade vatandaşı bunların hiçbiri ilgilendirmiyor. Hatta herkes aynı suçlamaları, aynı yalanları yıllarca duymaktan bıkmış durumda. Merak ettiğimiz konu terör nereden ve kimden gelirse gelsin neden halâ insanların öldüğü. Her gün basına çıkıp barış, barış, barış diye konuşan bu insanlar artık bu konuşmalarından vazgeçsinler ve gerçek barışa sarılsınlar. Dağdakiler gelsin silahlarını bıraksınlar, BDP’liler de örgütle ilişkilerine son versinler. Yani artık ne yapacaklarsa yapsınlar ama boş konuşmasınlar, çünkü sabrımız tükendi!…

Helin Demir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.