PKK VE BDP’NİN DİNİ FAALİYETLERİ

Demokratik gelişimin ve açılımın önünde en önemli tehdit olarak görülen bölücü terörün temsilcisi PKK ve onun yardımcısı BDP’nin yeni stratejilerinde ‘din’i kullandığına ilişkin söylentiler bugünlerde yine gündemi meşgul ediyor.

Demokratik gelişimin ve açılımın önünde en önemli tehdit olarak görülen bölücü terörün temsilcisi PKK ve onun yardımcısı BDP’nin yeni stratejilerinde ‘din’i kullandığına ilişkin söylentiler bugünlerde yine gündemi meşgul ediyor.

Konu ile ilgili olarak Yunanistan’da çıkarılan “Kosmos Tou Ependiti” gazetesinin 23 Ekim 2010 tarihli sayısında “PKK, Peygambere Yöneldi” başlığıyla yayınlanan yazıda; “PKK’nın çağdaş Kürt toplumunda destekçi kazanmak ve İslam’ın çağdaş Türk politikasında oluşturduğu yeni koşullara ayak uydurabilmek için din silahını kullandığı” belirtiliyor. PKK’nın gelişmelerin gerisinde kalmamak için sahip olduğu olumsuz profilini değiştirmesi gerektiğinin ve bir terör örgütü yerine halk temelinde gelişen bir harekete dönüşmesi gerektiğinin farkında olduğuna değinilen haberde, ömür boyu hapse mahkum olan Abdullah Öcalan’ın üç ay öncesinden, örgütün camilerin kontrolünü ele almasının ve kontrol altında bulunacak imamlar ağı oluşturmasının ne kadar önemli olduğunu ifade ettiği vurgulanıyor.

Zaman Gazetesi’nde yayınlanan bir haberden de alıntıların yapıldığı “PKK, Peygambere Yöneldi” başlıklı yazıda, 90’lı yıllarda ani kentleşmenin Kürt toplumunun yapısını değiştirdiği, şehirlerde yaşayan ilk Kürt neslinin, köylerini terk ettiği, ikinci nesil Kürt göçmenlerin bugün şehir şartlarına uygun olarak büyüdükleri, camiler, din enstitüleri, kütüphanelerin Kürt gençliğinin yoğun toplumsallaşmanın bir bölümünü oluşturdukları kaydediliyor. Türk ve Kürt siyasi sahnesinde dinin rolünün güçlenmiş durumda olduğu, Kuzey Irak’ın Kürt Bölgesel Hükümeti, Suriye ve İran’ın Kürt gruplarının dine gitgide daha çok önem verdikleri, bu nedenle PKK’nın kendisine, tüm dünyada Kürtlerin çoğunluk oluşturduğu bölgelerdeki siyasi değişikliklere uyum sağlamasına izin verecek bir tutum benimsemek istediği bildiriliyor.


“Kosmos Tou Ependiti” gazetesinde PKK’nın dine olan yönelişi aktarılırken, PKK’nın şiddet eğilimini yok etmeyi veya yatıştırmayı gerçekten isteyip istemediği hususunda şüphelerin bulunduğundan bahsediliyor. PKK’nın, Fethullah Gülen’in İslami hareketinin Kürt toplumu içindeki dinamiğini sınırlamak için bir yandan dini ve siyasi hedefleri vururken diğer yandan da Kürtlere katılan imamları, camilere dahil olmaya teşvik ettiğine değiniliyor.

BDP de bu aralar PKK gibi dini konulara ve din adamlarına yönelik propaganda faaliyetlerine ağırlık veriyor. Özellikle daha önce de PKK tarafından tehditler alan Hakkari/Hacı Sait Camii İmamı Aziz Tan’ın katledilmesinin ardından Hakkari halkında örgüte karşı oluşan olumsuz tepkiyi kırmak için BDP tarafından yoğun çaba gösteriliyor. BDP’nin kontrolündeki Hakkari Belediye Başkanlığı binası altında bulunan mescidin BDP Hakkari İl Teşkilatı’nca yeniden düzenlenerek camii haline getirilmesi de bu çabaların en önemli kanıtını oluşturuyor.

PKK’nın dine sarılması çabalarının aslında yeni olmadığı, halk desteği bulabilmek için Kürtçü – İslamcı söylemleriyle öne çıkan bir dini hareket başlatan ve özellikle PKK ile yakın ilişkileri olan Batmanlı Hüseyin Bulut ve ekibinin, kendilerini Said-i Nursi’nin talebeleri olarak tanıtmaları, toplantılarda Said-i Nursi’nin posterlerini açmaları, söz konusu grubun DTP ile yakın temasta olması, DTP’li vekil Bengi Yıldız’ın Meclis’e soru önergesi vererek Said-i Nursi’nin mezarının bulunmasını istemesi ise bilinenler arasında yer alıyor.

Bununla birlikte  BDP’nin örgütün (PKK) dinden uzak olmadığı ve bu yöndeki imajın mutlaka kırılması gerektiği bilinciyle hareket ettiği, toplumda saygınlığı-itibarı bulunan mellelerin (Taziye ve mevlütlerde Kuran-ı Kerim okuyan şahıslar) parti içinde yer almalarının partiye güç katacağı inancıyla yeni bir politika izleme anlayışı içinde olduğu, partili mellelerin komiteleşmek suretiyle parti içinde örgütlenecekleri, önümüzdeki süreçte Alevi pir ve dedelerinin de bu komitelere dahil edileceği, komite üyelerinin kitlenin taziye, mevlüt ve barış yemeği türü etkinliklerinde partiyi temsilen görev alacakları, mellelerin hem kendileri arasında hem de kitle bazında  örgütlenme çalışması yürütecekleri yönündeki hususlar da daha önceleri yaşananlara örnek teşkil ediyor.

Geçmişteki olaylar da göz önünde bulundurulduğunda, PKK ve BDP’nin halk desteği bulabilmek için yaptıklarının samimiyeti konusunda düşünmek, inandırıcılığı hususunda temkinli olmak gerekiyor. Çünkü “istismar” kelimesi PKK ve BDP’nin sözlüğünde ilk sıralarda yer alıyor.

Helin Demir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.