bir okur mektubu:terörden kaçanlar ve etkin pişmanlıktan yararlananlar

Son günlerde gündemi bir hayli meşgul eden ve kürtlere yönelik açılım politikası üzerine güzel bir makale helin demir göndermiş.

Demokratik açılımın gündeme gelmesinden sonra daha da hız kazanan örgütten kaçışlar her gün artarak devam ediyor. Örgüt içerisinde silahlı bir eyleme katılmadığı anlaşılanlar ise “etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlanarak serbest kalıyor.

Terör örgütü PKK’da  bulundukları sırada tanışıp aşık olan ancak örgütün bu duruma karşı çıkması  üzerine kaçan biri Suriyeli 2 teröristin beraat etmesi, etkin pişmanlığın son başarısı olarak gündeme yansıyor.


Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada son savunmasını yapan M.Ş’nin, örgütte bulunduğu sırada  yaşadıklarını anlattıktan sonra, hiçbir eyleme katılmadığını belirterek,  beraatını talep ettiği belirtiliyor.                           Suriye’nin Halep şehrinden 15 yaşında iken ayrılarak terör örgütüne katılan ve örgütün Irak’ın kuzeyindeki Kandil, Zap ve Haftanin kamplarında 9 yıl faaliyet yürüten M.Ş, 7 örgüt mensubuyla geldiği Şırnak’ın Kato ve Besta  bölgesinde, ”Ruken Demhat” kod adlı K.S ile tanıştığını kaydediyor. İki terör örgütü üyesi arasında başlayan duygusal ilişkinin duyulması üzerine, içlerinde bir damla insan sevgisi bulunmayan örgüt yöneticileri bu duruma karşı çıkıyor ve iki terörist, bunun üzerine örgütten kaçıyor. Irak’ın kuzeyindeki Zaho kentine yerleşmeye karar veren M.Ş ve K.S, Şırnak’ın Uludere ilçesi kırsalından sınırı geçmeye çalışırken, geçici köy korucuları tarafından tespit ediliyor. Geçici köy korucularının ikna etmesi üzerine iki örgüt üyesi, silahlarını bırakarak, teslim oluyor.

K.S, ilk ifadesinde, 9 yıl önce Mersin’den kaçarak İstanbul’a gittiğini ve burada tanıştığı bir kişinin aracılığıyla İran  üzerinden Irak’ın kuzeyine geçerek, terör örgütü kamplarında eğitim gördüğünü anlatıyor. Bir süre terör örgütünün üst düzey yöneticilerinden ”Cemal” kod adlı  Murat Karayılan’ın korumalığını da yaptığını belirten K.S, örgütte bulunduğu  sırada hiçbir silahlı eyleme katılmadığını anlatıyor.

Mahkeme heyeti, sanıkların ”Herhangi  bir suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten kaçarak  güvenlik güçlerine teslim oldukları” gerekçesiyle, ”etkin pişmanlık”  hükümlerinden yararlanmasını kararlaştırarak beraat kararı veriyor. Serbest bırakılan iki teröristin evlenip, Suriye’nin Halep kentine yerleşeceği öğrenilirken, etkin pişmanlık bir kez daha başarıyor ve mutlu sona ulaşılıyor.

Başka bir kaçış ve beraat haberi de İzmir’den geliyor. PKK’ya katılarak 1999-2004 yılları arasında kamplarda eğitim gören, çeşitli görevler üstlenen 30 yaşındaki S.A adlı kadın teröristin “etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlanmak için İzmir’de Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim olduğu belirtiliyor. 2004 yılında terör örgütünden İranlı bir örgüt üyesiyle kaçtıktan sonra Tahran’a yerleşerek evlendiğini, 2 çocuğunun olduğunu anlatan S.A’nın, çocuklarına TC nüfus cüzdanı verilmesini istediği vurgulanıyor. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na yakınlarıyla birlikte gelen S.A, doğu kökenli bir ailenin çocuğu olduğunu, 1999 yılında İzmir’de katıldığı terör örgütünden 2004 yılında kaçtığını, Türk Adaletine sığındığını  aktarıyor.

Cumhuriyet Savcısına ifade veren S.A, terör örgütüne  katılan ağabeyine aşırı düşkünlüğü nedeniyle örgüte sempati duymaya başladığını ve o dönem faaliyet yürüten bir siyasi partinin İzmir teşkilatına gittiğini ve burada örgüte katılmaya karar verdiğini, partide tanıştığı kişiler aracılığıyla terör örgütünün Lavrion kampına götürüldüğünü, burada 1 yıl silahsız askeri ve siyasi eğitim aldığını söylüyor. Kampta kaldığı sırada ajanlık suçlamasıyla hücrede tutulup yargılananlara, Abdullah Öcalan’ın yakalandığı dönemde yanında bulunan Rozerin kod adlı kadının da kampa getirilmesine ve infaz edileceği konuşmalara şahit olduğuna dikkat çeken S.A, bu olayların örgüte olan bakışını sarstığına işaret ediyor.

Yunanistan’daki eğitimin ardından bir süre Moskova ve Tahran’da örgütün evlerinde tutulan S.A, şunları söylüyor: “Kamplarda yapılan yargılamalar örgüte bakışımı değiştirmişti, sürekli ağabeyimi sorduğum için ailecilik yaptığım gerekçesiyle aşağılanarak hor görüldüm. Bu süreçteki yaşadığım olumsuzluklar nedeniyle intiharı düşündüm. Bir gün el bombasının pimini çekerek intihara kalkıştım. Sadece fünye patladığından vücudumun çeşitli yerlerinden yaralandım. Hastanede 3 ay tedavi gördüm. Tedavinin ardından farklı kamplara gönderildim. Bölgede ölen terör örgütü militanları için mezarlık yapılıyordu,  farklı yerlerdeki mezarların bu bölgeye taşınması görevinde 5 ay kaldım. Bu görevi yaparken örgütten daha da soğudum, psikolojim bozuldu.”

Kampta tanıştığı İranlı bir örgüt mensubuyla aralarında duygusal yakınlaşma yaşandığını, örgütte sevgi anlayışı olmadığı için kaçarak Dohuk’ta peşmergelere teslim olduklarını anlatan S.A,  daha sonra İran’a giderek resmi olmayan bir evlilik yaptıklarını ve 2 çocuğunun olduğunu aktarıyor. Eşinin ailesinin, Türkiye’ye gitmelerine izin vermemesi üzerine sahte pasaportlarla çocuklarını alarak Türkiye’ye kaçtıklarını kaydeden S.A’nın herhangi bir suça katılmadığının belirlenmesi üzerine TCK’nın 221/1. maddesi gereği serbest bırakıldığı belirtiliyor.

M.Ş, K.S ve S.A, mutlu sona ulaşanlardan bazıları. Diğerlerine örnek teşkil etmeli. Kendi isteğiyle teslim olan ve herhangi bir eyleme katılmayanlar bir an önce “etkin pişmanlıktan” yararlanmalı. Çünkü hayat yaşamaya değer!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.