TROAS BÖLGESİNDEKİ ARKEOLOJİK KAZILAR VE YÜZEY ARAŞTIRMALARI

Troas bölgesi arkeolojik açıdan çok zengin bir bölgedir. Özellikle Çanakkale Boğazı’nın burada olması, antik dönemlerde deniz ticaretinin önemli bir geçiş noktasında bulunması ve Asya – Avrupa arasındaki geçişlerin çoğunlukla bu bölgeden yapılması, çok sayıda kentin bu bölgeye kurulmasına neden olmuştur. Özellikle kolonizasyon döneminde kolonici şehirler(miletos, Atina gibi) boğazı kontrol altında tutabilmek adına bu bölgeyi koloni kentleriyle doldurmuşlardır.

Hal böyle olunca bu bölgede önemli sayıda arkeolojik çalışma yapılmış ve yapılmaktadır. Çok sayıda arkeolojik çalışma yapılmasına rağmen bölge arkeolojik materyal açısından o kadar zengindir ki hala çalışılmayı bekleyen kentler ve alanlar bulunmaktadır. Bu nedenle gerek yurt içinden gerekse yurt dışından önemli bilim adamları Troas bölgesinde arkeolojik çalışmaları tüm hızıyla sürdürmektedirler.

Aslında arkeolojik bilgiler veren araştırmalar antik dönemlere kadar uzanır. Bu çalışmaların en önemlilerinden birisi Strabon’a aittir. Aslen Amasyalı olan bu gezgin, dünyayı dolaşmış ve bölgelerin kentleri hakkında önemli bilgiler vermiştir. Geographika eserinin 12. 13. ve 14. kitaplarında Anadolu’dan ve dolayısı ile Troas bölgesindeki kentlerden bahsetmektedir. M.Ö. 7 yılı ile M.S. 18 -19 yılları arasında kaleme aldığı düşünülen bu eser, hem kendisi ( eserin yazılmasından yüz yıllar önce kurulmuş ve terk edilmiş kentlerin anlatması bakımından) arkeolojik bir çalışmadır. Hem de bugün arkeologların en çok yararlandıkları kaynaklardan birisi olmuştur.

Özellikle 18. yy dan sonra arkeolojinin bir bilim halini almasıyla arkeolojik çalışmalarda patlama olmuştur. Medeniyetin beşiği olan Anadolu’da hızla kazılara başlanmıştır.


Troas bölgesi ve arkeoloji denince akla hiç kuşkusuz sadece Troas’ın ve Türkiye’nin değil dünyanın en önemli keşiflerinden olan ve bölgeye ismini veren Troia kenti gelir. Çanakkale Boğazının Ege’ye açılmadan önce daraldığı kesimde, hisarlık mevkiinde bulunmakta olup, Çanakkale il merkezine yaklaşık 30 Km. uzaklıkta kurulmuştur. Truva ( Troia , Troya) bölgesindeki kazılar kendi içinde bir tarihi barındırır. 1870 -1890 yılları arasında Heinrich Schliemann, Frank Calvert in yardımlarıyla ilk kazıları gerçekleştirmiştir. Bu kazılar bilimsel uygunluktan uzak üstünkörü tekniklerle gerçekleştirilmiştir. Maalesef Heinrich Schliemann aralıklarla süren kazıları sürecinde, meşhur Truva Hazinelerinin bir bölümünü beraberinde Berlin’e kaçırmıştır. Bu hazineler Berlin’in Ruslar tarafından istilasında el değiştirmiş, şu an Moskova da Pushkin Müzesinde gerçek sahibini beklemektedir. Hazinelerin diğer bölümü istanbul Arkeoloji Müzesinde, Troya adlı bölümde sergilenmektedir. Bu hazinelerin bugün Kral Priamos devrinden en az 1000 yıl öncesine, yani Hisarlıktaki II. Yerleşmeye ( Truva II) ait olduğu tahmin edilmektedir. Wilhelm Dörpfeld Truva (Troia, Troya) daki ilk sistematik kazıların ve ilk ölçekli planın sahibidir. Dörpfeld ‘ den sonra Truva (Troia, Troya) kazılarını 1932-1939 yılları arasında Karl Blegen başkanlığındki ekip yürütmüştür. 1988 yılından, kazıları Almanya Tubingen Üniversitesinden Profesör Manfred Korfman, 2005 yazında vefat edene kadar sürdürmüştür. Burada Korfman’ı bir kez daha saygıyla anmak gerekir. Çünkü Korfman , Schliman ve homerosla birlikte Troia’nın bugünkü ününe ulaşmasında önemli rol oynamıştır. Onun çalışmalarına başlamasından sonra kenti ziyaret eden turist sayısında önemli oranda artış olmuştur. Ayrıca bir çok Türk öğrenciye yurt dışında doktora ve master yapma imkanı sağlamış bir Türk dostudur. Onun ölümlünden sonra Tübingen Üniversitesi kazılara devam etmektedir.

Troas bölgesinde bir başka önemli kazıda Assos kazılarıdır. Bugün Behramkale, Behramköy olarak isimlendirilen Assos XVIII. Yüzyıldan itibaren Troas bölgesine gelen gezginlerin ilgisini çekmiştir. Assos ile ilgili olarak Choiseul-Gouffier ilk kez l809 yılında yayın yapılmıştır. Bunu Albay Leake (l800), Dr.Hunt (l801). Richter (l816).Prokesch von Osten (l826) ve Charles Texier (l833) araştırmaları izlemiştir. Sultan II.Mahmut tarafından Assos mabedine ait kabartmalı arşitrav blokları Louvre Müzesine armağan edilmiştir!.. Ardından Athena mabedi, nekropol, agora ve tiyatro da ortaya çıkarılan buluntuların bir bölümü Amerikan kazı heyeti tarafından Osmanlı Devletinden alınan izinle Boston Müzesi’ne götürülmüştür.

Prof. Dr. Ümit Serdaroğlu, Clarke ve Bacon’un l879 yılında, ilk kez başladığı kazılardan sonra, l981 yılında Kültür Bakanlığı adına Assos antik kentinde kazı ve restorasyon çalışmalarına başlamıştır. Serdaroğlu, Asos kazılarının başlangıcında kentin iki ana kapısından biri olan Batı Kapısı yolunun iki yanındaki anıtsal batı nekropolünü ve akropoldeki Athena Mabedini bulunduğu alanda çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. Sonra da çalışmaları kenti kuşatan surların kuzey bölümüne, kent içerisindeki konutların yer aldığı alanlara ve güney terasına yaymıştır. Kazı çalışmalarının yanı sıra, aynı zamanda mimar oluşundan ötürü onarımlara da ayrı bir önem vermiştir. Athena Mabedinin uzun bir zaman süreci içerisinde devrilmiş olan sütunlarını yerlerine dikerken onları yeni teknoloji ile sağlamlaştırmıştır. Assos’daki arkeolojik alanların ortaya çıkarılmasına çalışılırken diğer yandan da Behramköy’ün kendine özgün taş mimarisini korumuş ve onları onarmıştır. Çanakkale Bölge Koruma Kurulları bu alanda yeni yapılanmayı yasaklamış, eski yapıların onarım ve restorasyonuna destek vermiş, aynı zamanda köyün kuzeyindeki tarıma elverişli olmayan alanlarda konut yapımına izin vermiştir. Böylece, Assos çevresinde Türkiye’de örneğe pek görülmeyen bir uygulama gerçekleştirilmiş, eski ve yeni yapılar yan yana ama içice olmayacak biçimde yapılmaya başlanmıştır. Serdaroğlu bu çalışmalarını 2005 yazında vefat edene kadar sürdürmüştür. Assos kazılarıyla bilim dünyasına önemli katkılar yapan Ümit Serdaroğlu’nuda saygıyla anıyoruz.

Anadolu’daki en önemli Apollon tapınaklarından biri olan Smintheon kutsal alanınıda içine alan Gülpınar kazılarıda bu bölgedeki önemli kazılardan birisidir. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinden Prof. Dr. Coşkun Özgünel tarafından 1981 yılından beri yürütülen Gülpınar arkeolojik kazıları Homeros’un ünlü destanı İlyada’da bahsedilen Apollon Smintheus kutsal alanı ve Khrysa kenti ile eş tutulan bu bölge ile ilgili önemli bilgiler sunmuştur. Bu kutsal alanın en erken Homerik çağ ve sonrası Troas bölgesine olduğu kadar Ege Dünyası ve ötesinden gelen halklara hizmet verdiği iyi bilinmektedir. Prof. Dr. Coşkun Özgünel tarafından sağlanan her türlü destek ile birlikte Gülpınar kazıları bünyesinde 2004 yılından itibaren prehistorik kazı çalışmalarına başlanmıştır. Kutsal alanın yaklaşık 200 m kuzeyinde M.Ö. 5. binin ilk yarısında tarım, avcılık, hayvancılık ve balıkçılığa dayalı karışık bir ekonomiye sahip bir kıyı yerleşiminin varlığı belirlenmiştir. Prehistorik Gülpınar yerleşimine ait kalıntılar daha çok Apollon Smintheus kutsal alanına uzanan Roma dönemi kutsal cadde kalıntıları altında mevcut olduğundan çok iyi korunmuş olduğu söylenemez. Henüz taş mimariye ait izlerin de bulunamadığı yerleşimde daha çok ahşap direk izleri ve çok sayıda ana kaya tabana oyulan ve işlevi tam anlamıyla belirli olmayan ağız çapları 60 ve 110 cm ve derinlikleri ise 30 ve 80 cm arası değişen çukurlar tespit edilmiştir. Belirlenen prehistorik kültür tabakası içinde ele geçen çanak çömlek buluntuların özellikle doğu Mekedonya ve Ege adaları kültürleri ile yakın bir benzerlik sergilemesi oldukça dikkat çekicidir. Burada şüphesiz Gülpınar’ın bulunduğu son derece önemli konum gereği komşu coğrafya kültürleri ile bu dönemde yakın kültürel etkileşim içine girdiği görülmektedir. Tüm bu çalışmaların yapıldığı Gülpınar kazıları Özgünel başkanlığında devam etmektedir.

Ayrıca Alexander Troasda alman arkeolog Prof. Dr. Elmar Schwertheim başkanlığında 1997 yılında başlayan bir dizi kazı yapılmıştır.

Troas bölgesi arkeolojisi konusunda en önemli uzmanlardan birisi olan Çanakkale Onsekiz Mart öğretim görevlilerinden Reyhan Körpe müzede görev aldığı dönemlerde bir dizi kurtarma kazısı yapmıştır. Sigeon ve Dardonos bunlardan iki tanesidir. Kurtarma kazısı yapılan Dardonos antik kenti Çanakkale’nin yaklaşık 10 km güneyinde, Çanakkale Boğazı kıyısında alçak bir tepe üzerinde bulunmaktadır. Bu kentle ilgili herhangi bir bilimsel kazı yapılmış değildir. 2001 yılında yapılan kurtarma kazısı kentin ilk kuruluş dönemi ve kutsal mekanlarıyla ilgili bilgiler vermesi bakımından bir ilk olmaktadır.

Bu başlıca kazıların yanında bölgede yapılan önemli yüzey araştırmalarından da bahsetmek gerekir. J.M. Cook Troas’da yüzey araştırması yaparak “The Troad” adında eser yayınlamıştır. Oxford Üniversitesi tarafından 1953 yılında yayınlanmıştır. Wolter Leaf de Strabon’da adı geçen Troas kentlerini dolaşarak “Strabon on the Troad” isimli bir eser yazmış, bu eserde Cambridge Üniversitesi tarafından 1923 yılında yayımlanmıştır. Bu iki eser bölge hakkında araştırma yapan arkeologlar için çok önemli iki kaynaktır.

Bölgenin doğusu büyük ölçüde araştırılmamıştır, batısında yapılan araştırmalar doğuda sınırlı kalmış ve yeterli seviyeye ulaşmamıştır. Mehmet Özdoğan’ın bir sezon ve sınırlı yüzey araştırması ve Cevat Başara’nın sadece parion antik kenti ve çevresinde üç sezon yaptığı yüzey araştırmasından başka çalışma yapılmamıştır. İşte bu açığı kapatmak ve bölgedeki tarihi gün yüzüne çıkarabilmek adına 2004 yılında Cincinati üniversitesi ve Çanakkale Onsekiz Mart üniversitelerinin ortaklaşa başlattığı ve Brian Rose ile Reyhan Körpe başkanlığında yürütülen Granikos Projesi, 2005 yılında Rose’un Pennsylvania üniversitesine geçmesiyle bu üniversite ve Çanakkale Onsekiz Mart üniversitesi ortaklığında devam etmiştir. Bu proje doğu Troas’da şimdiye kadar gerçekleştirilen en kapsamlı çalışmadır. İsmini Granikos çayından alan bu proje kapsamında, Büyük İskender komutasındaki Makedon ordusu ile Persler arasında yapılan Granikos savaşının savaş alanının tam yerini saptamakta dahil bir çok çalışma yapılmaktadır. Granikos Projesine Amerikalı, Alman ve Türk bilim adamları iştirak etmektedir.

Son olarak bahsedeceğimiz çalışma, daha önce Reyhan Körpe’nin kurtarma kazısı yaptığından bahsettiğimiz Sigeon antik kentinde (Ç.kale ili Kumkale Beldesi yakındaki Yenişehir) 2005 yılında Tübingen Üniversitesinden Prof. Dr. Thomas Scheffer başkanlığında başlanan Sigeon yüzey araştırmasıdır. 20 kişilik Türk ve Almanlardan oluşan bir ekiple yapılan bu çalışmada yüzey araştırmasının yanında jeofizik teknikleri ile kent duvarları ve yerleşim alanları belirlenmeye çalışılmıştır. Bu yöndeki çalışmalar sürdürülmektedir.


“TROAS BÖLGESİNDEKİ ARKEOLOJİK KAZILAR VE YÜZEY ARAŞTIRMALARI” için 3 yorum

  1. strabon sadece coğrafi bilgiler vermemiş ya da sadece lokalizasyon yapmamış, gezdiği kentlerin(bazıları yarı toprağa gömülmüştür) o anki durumlarından da bahsetmiştir ki bu da arkeolojik bir çalışma olarak değerlendirilebilir. dünyayı dolaşma konusuna gelince dünyadan kasıt nedir onu belirtmek lazım:) günümüzdeki dünyadan bahsediyorsak elbette dünyayı dolaşmamıştır zira bazı kıtalar ondan binlerce yıl sonra keşfedilmiştir:) antik çağda dünya denildiğin de nereleri içine aldığı bellidir.. diğer konularda vermiş olduğunuz ayrıntılar için çok teşekkür ederiz.. saygılar..

  2. Strabon’un ‘Geografika’ adlı eserinde tarihi coğrafya ile ilgili bilgiler verilmektedir. Bu bir arkeolojik araştırma çalışması sayılamaz. Ayrıca Strabon dünyayı dolaşmamıştır. Assos Athena tapınağı arşitravlarının kabartmalı olmasının yanısıra dor düzeninde ve arkaik çağa ait olması açısından da önemlidir. Alexandria Troas kenti yapı ve kalıntılarından başka Büyük İskender’in çevredeki yerleşimleri burada oturmaya (Synoikismos) zorlamasıyla oluşturulmuş bir kent olması nedeniyle önemlidir. Parion bir roma kolonisi (Colonia Gemella Julia Pariona) olması açısından dikkati çeker. Troas bölgesinde Neandria’ya da değinseydiniz çok yerinde olurdu.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.