Türkiyenin yeraltı kaynakları;bor,petrol,krom …

Her zaman söylenir yeraltı kaynakları olarak çok zenginiz şöyle de böyle de aslında biz süper güç oluruzda kullanamıyoruz geyikleri sürekli döner durur.Aslına bakarsanız Bor madenleri olarak toplam dünyada üretimin yüzde 70’ini elimizde bulunduruyoruz.Peki bu bor madenleri nerelerde kullanılıyor, nükleer enerji üretiminde,roket yakıtı,uçak yakıtı gibi yerlerde kullanılıyor,işlenmesiyle birlikte çok yüksek enerji açığa çıkartabiliyor,ancak maalef ki ülkemizde işlenmiyor.


petrol kaynağımız; çevremizde o kadar petrol ülkesi varken bizde batman daki raman dağı dışında bulunmaması bir hayli ilginç,birazcık coğrafya bilgisine sahip olan birisi bunu anlamakta zorluk çekebilir,zira doğumuzda azerbaycan,rusya,güneyimizde ırak,iran,kuzeyimizde de karadenizde çok zengin petrol kaynakları var?

krom kaynağımız:Krom cevheri, dünya sanayiinin vazgeçilmez bir üretim girdisidir. Atmosfer korozyonuna, kimyasal etkilere, asinmaya karsi yüksek direnç göstermesi, çok sert olmasi sebebiyle çelik ve öteki minerallerin korunmasinda kaplama olarak yaygin bir sekilde kullanilir. Silâh sanayiinin, ikamesi olmayan çok önemli bir girdisidir

“Türkiyenin yeraltı kaynakları;bor,petrol,krom …” için 18 yorum

  1. yer altı kaynakarımızn kullanılmasının tek sebebi yapılan anlaşmalarır bu anaşmarının nedenide türkiy cumhuriyetinin ileri gidememesi ülkede petrollerrn cıkmadıgı halde bor madeninin cıkışının yeterli deree cıkartılmadıgına izin verilmediği ülkede her yetiminin hakkını yiyenler tarih kitaplarının baş sayfalarına gececeginden emin olsunlar bu ülke sahipsiz değil bu ülke her akan şehit kanının hesabını bir gün cıkaçak yüz yılda cıkan bi lider sayesinde dünyaya yeni osmanlının doguşunu göstecektir o gün geene kadar yoksullk devam edecek törör bitmiyecektir ey türk gençliği kanında akan kan kutsal kan dünyayı titretmiş kan ükemize sahip cıkalım emperyerislere göz actırmayalım herkes elinden geleni yaparsa bu ülke o zaman ileri ebed huzurun ışıgına kavuşaçaktır

  2. Türkiye’nin yeraltı kaynakları, Enerji Hammaddeleri (kömür, bitümlü şeyi, petrol), Sestaşları, Türkiye’nin Özel Mineral ve Taşları, Metalik Madenler ve Endüstriyel Hammaddeler ve yer altı su kaynaklarıdır
    Ülkemiz çeşitli yeraltı kaynaklarının oluşturduğu çok zengin servetlere sahip bulunmaktadır. Bu kaynakların basında; petrol, bor, toryum, altın, krom gibi madenlerimiz gelmektedir.
    Yer kabuğunun ana yapısındaki ekonomik değer taşıyan mineral topluluklarına maden adı verilir. Çeşitli yer kabuğu hareketleri ve başkalaşma olayları sonucunda kayaçların yapısındaki minerallerin etkilenmesiyle cevher (filiz) adı verilen maden yatakları oluşur. Madenlerin taş ve toprakla karışık halde ilk olarak çıkarıldığı durumuna cevher adı verilir. Kayaçların içindeki minerallerin bazıları ergitilerek ayrıştırıldığında çeşitli metalik madenler (demir, bakır, kurşun, vb.) elde edilir. Minerallerinin doğrudan maden olarak kullanıldığı metal olmayan madenler (mermer, fosfat, kükürt vb.) de vardır. Bunların dışında yakılarak yararlanılabilen enerji kaynağı durumundaki madenler (kömür, petrol, vb.) yakıt maden olarak adlandırılır.
    Ekonomik değeri olan mineral ve elementlere maden denir.
    Türkiye’de madencilik faaliyetleri 1935 yılında kurulan MEA ve Etibank tarafından yürütülmektedir. MEA araştırma yapar, Etibank ise bulunan madeni işletir.Madenlerin oluşumu ile jeolojik devirler arasında ilişki vardır.Örneğin, volkanik olaylarla krom, kurşun, pirit, manganez, elmas gibi madenler, iklim değişmesiyle kaya tuzu, jips gibi madenler ilişkilidir.
    Türkiye’deki madenlerin arayıp bulunması ve çıkarılması için 1935 yılında Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü (MTA) kurulmuştur. Bu konudaki gerekli sermaye desteği ise Etibank tarafından sağlanmaktadır.
    Sanayi sektörüne ham madde sağlayan madencilik sektörü bu yönüyle ülkemizin temel taşı olan sektörlerinden biridir. Çeşitlilik ve rezerv açısından oldukça zengin maden yataklarına sahip olan Türkiye, birçok madende dünyanın en büyük rezervlerine sahiptir. Dünya maden sektöründe rekabet gücümüzün yüksek olduğu en önemli madenlerimiz bor, toryum, linyit, mermer, manyezit, nadir toprak elementleri, zeolit, torna, barit, feldspat ve sodyum sülfattır.

    Endüstriyel minerallerde dünya rezervlerinin yüzde 2,5’i, dünya bor mineralleri rezervlerinin yüzde 62’si, bentonit rezervlerinin yüzde 20’ si ve perlit rezervlerinin de yarısından çoğu ülkemizde yer almaktadır.

    Türkiye’de petrol ve kömür dışında 4,400 maden yatağı bulunmaktadır. Bu kaynaklardan elde edilen madenler sanayi sektöründe ham madde olarak kullanılmakta, üretim fazlası ihraç edilmektedir.

    Bugün, Türk madencilik sektöründe 53 farklı maden ve mineralin üretimi yapılmaktadır. Madenlerimiz; ’’endüstriyel ham maddeler’’, ’’metalik madenler’’ ve ’’endüstriyel ham maddeler’’ olarak gruplandırılır.

    Türkiye’de madenciliğin yüzde 85’i kamu sektörü, yüzde 15’i özel sektör tarafından yapılmaktadır. Başlıca üreticiler Eti Holding A.Ş. Türkiye Taş Kömürü İşletmesi (TKİ), Karadeniz Bakır İşletmeleri (KBİ), Türkiye Demir Çelik İşletmesi (TDÇİ), Tekel, Türkiye Taş Kömürü Kurumu (TTK) ve özel sektördür. Üretimde; kamu sektörü mineral yakıtlar ve metalik cevher üretiminde ağırlıklı iken özel sektör endüstriyel ham madde üretiminde yoğunlaşmıştır.

    Türkiye madenler bakımından zengin bir ülkedir. Ayrıca bazı madenler bakımından dünyanın önemli ülkeleri arasındadır. Türkiye’nin madenlerinin tamamı henüz belirlenmemiştir. Her yıl yeni maden yataklarının bulunması bunun kanıtıdır.

    Ülkemizin madenciliğinin şu andaki üretimi, tümüyle kendi endüstri kuruluşlarımızın gereksinimine yönelik değildir. Bir kısmı ham olarak ya da yarı işlenmiş halde dışarı satılmaktadır.

    Bir madenin işletilmesinin karlı olabilmesi için; “cevher oranı” Yedekleriyle birlikte belirtilen miktarı fazla olmalıdır.

    Demir

    Türkiye’deki ağır sanayinin ham maddesi durumunda olan demir, hemen her bölgede rezervi olan bir madendir. Ancak ülkemizdeki bu rezervlerden tenörü en yüksek olanlar işletilmektedir. Demir çıkarımının %80’ini Doğu Anadolu bölgesi içerisinde kalan Divriği sağlar. Bunların başlıcalar; Divriği ve Kangal (Sivas), Hekimhan ve Hasan Çelebi (Malatya), Havran (Balıkesir), Kayseri, Niğde ve Adana illerinin Orta Toroslar’daki Aladağlara yakın kesimleri, Kahramanmaraş ve Hatay’da bulunur. Bu rezervlerden çıkarılan demir cevheri Karabük, Karadeniz Ereğlisi, İskenderun, Kırıkkale, Sivas ve İzmir’deki demir – çelik fabrikalarında işlenir. Yıllık demir üretimimiz tuvönan olarak 4 – 6 milyon ton arasında değişir. Bu üretim ülkemizde giderek artan demir ihtiyacını tam olarak karşılayamamakta bu nedenle bazı yıllar demir ithal edilmektedir.
    Dünya’da en çok demir üreten ülkeler Çin, Brezilya, Avustralya ve A.B.D.’dir. Türkiye ise sekizinci sırada yer alır.
    Bakır
    Yumuşak bir metal olan bakır, işlenmesi kolay bir madendir. Bu nedenle kullanım alanı yaygındır. Elektriği iletmesi nedeniyle elektrik – elektronik sanayisinde, Bunun yanı sıra makine sanayii, mutfak ve süs eşyaları yapımı inşaat, ulaşım, kimya, kuyumculuk ve boya sektörleri gibi alanlarda da kullanılır. En önemli bakır yataklarımız Murgul (Artvin), Küre (Kastamonu), Maden (Elazığ) ve Çayeli (Rize) yörelerindedir. Bu yörelerden elde edilen bakır cevheri Samsun, Murgul ve Maden’deki işletmelerde işlenir. Türkiye’nin görünür bakır rezervi 3,7 milyon ton metal bakır, toplam rezerv miktarı ise 15,8 milyon tondur. Türkiye bakır rezervi bakımından üç önemli bölgeye sahiptir; Doğu Karadeniz, Güneydoğu Anadolu ve Trakya.

    Bugün Türkiye’nin bakır cevheri üretiminin büyük bir çoğunluğu özel sektör tarafından gerçekleştirilmektedir. En önemli üretici aynı zamanda blister bakırın tek üreticisi olan Karadeniz Bakır İşletmeleridir. Çayeli Bakır İşletmesi, Etibank Küre Bakırlı Pirit İşletmeleri de bakır üretimi yapan diğer önemli işletmelerdir.

    2001 yılı bakır cevherleri ve yoğunlaştırmaya ait ihracatımız 34 milyon dolar düzeyinde gerçekleşirken, Bulgaristan Japonya, Çin ve Finlandiya en önemli pazarlar olmuştur.
    Dünya’da en çok bakır üreten ülkeler Şili, A.B.D. ve Kanada’dır. Türkiye ise yedinci sırada yer alır.

    Krom it

    Sertlik derecesi yüksek olan ve paslanmaya karşı çok dayanıklı olan krom, bu özelliği nedeniyle paslanmaz çelik sanayinden (mutfak eşyaları, makine parçaları vb.) iş makineleri sanayisine, kaplamacılık ve çelik yapımına kadar birçok alanda kullanılır Metalik cevherler grubunda yer alan krom, özellikle metalürji, kimya, refrakter ve döküm.
    Akdağ krom yatakları, Dünyanın en zengin yataklarıdır. Türkiye, krom çıkarımında dünyada 3. sıradadır. Dünya krom it madenciliğinde yüzde 6’lık üretim payı ile dikkati çeken ülkemiz 25 milyon tonluk rezerve sahiptir. Türkiye’nin halen 2 000 000 ton/yıl tüvanan krom cevheri ile 160.000 ton/yıl ferrokrom üretim kapasitesi mevcuttur. Üretim ve ihracatta en önemli ürün ferrokromdur. Krom cevheri, dünya sanayinin vazgeçilmez bir üretim girdisidir. Atmosfer korozyonuna, kimyasal etkilere, aşınmaya karsı yüksek direnç göstermesi, çok sert olması sebebiyle çelik ve öteki minerallerin korunmasında kaplama olarak yaygın bir şekilde kullanılır. Silâh sanayinin, ikamesi olmayan çok önemli bir girdisidir.”
    Türkiye, dünyanın en büyük kromit ihraç eden ülkesidir. Türk krom itleri, dünya krom pazarlarında her zaman üst seviye fiyatlarla talep edilen, kaliteli, metalürjik kalite cevherler olarak aranmaktadır.
    Ülkemizin, bu cevherden maksimum fayda sağlayabilmesi için, kaynakların (ferrokrom ve paslanmaz çelik) üretimine yönlendirilmesi, bu sanayinin acilen kurulması sarttir. Türkiye’nin, paslanmaz çelik tüketimi 100.000 ton/yıl civarındadır. (Yillik 200 milyon- 1 milyar dolarlık ithalat söz konusudur.)
    • Türkiye, çıkardığı kromu büyük ölçüde cevher olarak satmaktadır. Bu nedenle çıkarımını dış taleplere bağlı olarak ayarlamaktadır. 2001 yılında krom ihracatımız 24 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. En önemli pazarlar Rusya, Norveç, Ukrayna ve Slovakya olmuştur. Ferrokrom ihraç ettiğimiz en önemli pazarlar ise ABD, Hollanda ve Belçika’dır. Yıllık üretimimizin yaklaşık yarısı ihraç edilir. Gerideki miktar ise Elazığ ve Antalya’daki ferro krom fabrikalarında işlenir. Dünya’da en çok krom üreten ülkeler Güney Afrika Cumhuriyeti, Rusya Federasyonu, Hindistan ve Filipinlerdir. Türkiye ise beşinci sırada yer alır.

    Boksit

    Boksit madeninin işlenmesiyle alüminyum madeni elde edilir. Boksit çok hafif olduğundan uçak sanayicinde, elektrik – elektronik sanayi, izolasyon malzemelerinin yapımında, konserve ve ambalaj sanayicinde, inşaat sektöründe ve otomotiv sanayinde kullanılır. Boksit yatakları Seydişehir (Konya), Akseki (Antalya) İslâhiye (Gazi Antep) ve Milas (Muğla) civarında bulunur. Buralarda çıkarılan boksit, Seydişehir alüminyum tesislerinde işlenmektedir Alüminyumun hammaddesi olan boksit çok hafif olduğundan uçak sanayicinde, otomobil, ev, elektrik malzemesi yapımında kullanılır.

    Bor Madenleri

    Tuz bileşiği halinde olan bor mineralleri, hafif ve kimyasal etkilere karşı dayanıklıdır. Çok geniş kullanım alanına sahip olan bor mineralleri ve kimyasallarının kullanıldığı sanayi dalları cam ve seramik sanayi, temizleme ve beyazlatma sanayi, yanmayı önleyici madde yapımı, tarım, metalurji ve nükleer uygulamalardır. Dünya bor mineralleri rezervinin yarıdan fazlası Türkiye’de bulunur. Bu rezervin bulunduğu baslıca maden yataklarımız; Seyitgazi (Eskişehir), Bigadiç ve Susurluk (Balıkesir), Emet (Kütahya) ve Mustafa Kemalpaşa (Bursa) yörelerindedir. Bu yörelerden elde edilen ham boraks tuzları Bandırma (Balıkesir)ve Kırka (Eskişehir) yörelerindeki fabrikalarda islenir. Ülkemizde üretilen bor minerallerinin yüzde 10’u doğrudan mineral olarak kullanılırken, geriye kalan kısmı bor türevlerinin üretimi için kullanılmaktadır.
    Son zamanlarda gelişen teknoloji, bor mineralini bütün sanayi dallarının, vazgeçilmesi mümkün olmayan ve alternatifi de bulunmayan temel girdileri konumuna getirmiştir. Petrolün alternatifi bor cevheridir. Fakat borun su anda bir alternatifi yoktur ve olacağı da mümkün görülmüyor. Yeraltı kaynaklarımızın basında bor cevheri gelmektedir. Dünya bor rezervinin % 80’den fazlasına sahip bulunmaktayız. Rezerv ve kalite yönünden dünyada tekel durumundayız. Bazı ileri teknoloji ürünlerinin (bilgisayar, cep telefonu v.s.) imalinde, uzay sanayinde Türk borları, olmazsa olmaz bir öneme sahiptir. Türk bor kaynakları, dünyanın asgarî 400 yıllık ihtiyacını karşılayacak kapasitededir. Bu bilginin sahibi olan konunun araştırmacı ve uzmanlarına göre, Anadolu’daki bu madenin miktarı 10 milyar ton civarındadır. (Bugünkü fiyatlara göre 15–20 trilyon dolar.) Bor; sanayinin her dalında, su anda 450 çeşitten fazla mamul maddenin üretiminde kullanılmaktadır. Dayanıklılığı ve sertliği sağlamada, ara ürün olarak kullanılmaktadır. Isıya son derece dayanıklıdır. Sadece ABD de 600’den fazla proje, bor’un yakıt olarak kullanılması ile ilgili patent almıştır. Bor, İngiltere, Fransa ve özellikle ABD’de askerî araştırmaların yoğunlaştığı bir mineraldir.. Türkiye, bor minerali ihracatında ham maddenin yanı sıra asit borik, susuz boraks, boraks pentahidrat, boraks dekahidrat ve sodyum perborata gibi rafine ürünler ihraç etmektedir. Bor tuzlarının Türkiye’deki tek üreticisi ve ihracatçısı Eti Holding A.Ş.’dir. Etibank’ın ham bor üretimi B2O3 bazında 450.000 ton/yıl civarındadır.. Üretimin bir kısmı Kırka ve Bandırma’da Kurulu bor türevleri tesislerinde pentahidrat, dekahidrat, borik asit ve sodyum perborata dönüştürülmektedir. 2000 yılı bor ve türevlerine ait üretim incelendiğinde üretimin yüzde 51’inin ham bor yüzde 35’nin ise rafine bora ait olduğu görülmektedir.

    Tabii boratlar ihracatımız 2001 yılında bir önceki yıla göre yüzde 16 azalma göstererek 96 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. ABD, İtalya, İspanya, Hollanda, Japonya ve Çin önemli alıcı ülkeler olarak dikkat çekmektedir.
    Kükürt
    Kimyasal özelliği nedeniyle tarım alanlarının ilaçlanmasında, asfalt yapımında,kimya ve boya sanayisinde kullanılır. Ayrıca kauçuğun işlenmesinde ve sülfürik asit üretiminde de kullanılır. En önemli kükürt yatağı olan Keçiborlu (Isparta) yöresindeki isletmeler kapatılmıştır. Kükürt üretimimiz petrol rafinerilerinin artıklardan ve ithalat yoluyla karşılanır. Ülkemizde kükürt yatakları Keçiborlu (Isparta) ve Milas (Muğla) çevresinde bulunmaktadır.
    Zımpara taşı

    Başkalaşım kayaç türü olan sert bir bileşiktir. Ahşap ve metal yüzeylerinin parlatılmasında kullanılır.Çeşitli kesici, törpüleyici ve silici aletlerin yapımında kullanılan zımpara taşı yönünden ülkemiz çok zengindir. Tire (İzmir), Manisa, Söke (Aydın), Milas,yatağan ve Tavas (Denizli) da çıkarılır.
    Barit
    Petrol ve gaz sondajlarında baskıyı kontrol etmek ve patlamalar sırasında kuyu duvarlarını sabitleştirmede kullanılır. Ayrıca boya, deri, kumaş ve elektronik eşyalarda (televizyon) da kullanılmaktadır. Alanya ve Gazipaşa (Antalya), Elbistan (Kahramanmaraş), Muş, Konya, Eskişehir yörelerinden çıkarılan barit; İzmit, İzmir, Elazığ, Eskişehir ve Antalya’daki barit unu fabrikalarında işlenir Türkiye dünya toplam barit rezervinin yüzde 2,1’ine sahiptir. Bu rezervler dövülmüş, ufalanmış veya ham, iyi kalitede barit içerir. En önemli barit tüketicilerinin yakınında yer alan Türkiye, ihracat için iyi imkanlara sahiptir. 2001 yılında barit ihracatımız mevcut pazarlara artarak devam etmiş, Rusya, Suriye, Yunanistan ve Romanya ilk sıralarda yer almıştır

    Tuz

    Çeşitli yollarla elde edilen bir doğal kaynaktır Türkiye tuz yatakları bakımından son derece zengindir. Kaya tuzu yatakları üçüncü jeolojik zamanda, kapalı göl havzalarında suların buharlaşması ile oluşmuştur. Son yıllarda tuz üretimimiz üç kat artmıştır. Kaya tuzu olarak çıkartıldığı gibi, deniz suyundan ve açık işletme olarak Tuz gölünden de elde edilir. Türkiye’deki tuz üretiminin çoğu, Tuz Gölü ile İzmir Çam altı tuzlasından sağlanır. Kaya tuzu yatakları, Çankırı, Kars, Iğdır ve Nevşehir çevresinde bulunmaktadır. Çankırı, Erzurum, Kars, Nevşehir, Kırşehir, Yozgat ve Konya’da işletilmektedir. Kimya sanayin, dericilik, konserve ve salça sanayisine kadar birçok alanda kullanılan tuz, ülkemizde bol miktarda bulunur. Yıllık tuz üretimimiz 1 750 000 ile 2 200 000 ton arasında değişir. Üretilen tuzun yarıdan fazlası göllerden elde edilir.

    Cıva: Tek sıvı madendir.Zirai ilaçların yapımında, altın çıkarımında, kağıt ve suni gübre üretiminde, boya ve asit sanayinde kullanılır.Dünya üretiminde birinci sırada bulunmaktayız.Çıkarılan yerler: İzmir (Karaburun-Ödemiş), Manisa-Alaşehir ve Konya (Sarayönü)’dür.

    Çinko, kullanım açısından demir dışı metaller içerisinde alüminyum ve bakırdan sonra gelen en önemli üç metalden birisidir. En çok galvanizlemede kullanılmakla beraber, pirinç alaşımı ile döküm kalıpları yapımı, çinko oksit yağlı boya ve lastik üretimi kullanıldığı diğer alanlardır.

    Türkiye’nin çinko rezervi yaklaşık 2,7 milyon tondur. Türkiye’nin dünya çinko rezervindeki payı yüzde 2,07 olmasına karşın cevher üretimi ancak yüzde 0,28 civarındadır. Oksitli cevher yatakları Orta Toroslarda Zamanı (Kayseri-Niğde-Adana) bölgesinde yer alır. Ayrıca Konya, Malatya, Bingöl ve Bitlis’te küçük rezervler bulunmaktadır.

    Türkiye’de yılda yaklaşık 40.000 ton çinko metali üretme kapasitesine sahiptir. Bu üretimin yarısı iç piyasada tüketilmekte, kalanı ise ihraç edilmektedir. İhracat, üretimdeki artışa paralel olarak artış göstermektedir. Ülkemizdeki en önemli çinko üreticisi Çayeli Bakır İşletmeleri’dir.

    2001 yılında 18 milyon dolarlık çinko cevheri ve konsantreleri ihraç edilmiştir. İhracatta Yunanistan, Belçika-Lüksemburg, Bulgaristan ve Finlandiya ilk sıralarda yer almaktadır.
    Manganez:
    Demir, çinko, kobalt gibi çeşitli elementlerle birlikte bulunan manganez cevheri, işlenerek saf
    manganez haline dönüştürülür. Sert ve dayanıklı sanayi çeliği yapımında kullanılır. Ray ve karayolu araçları, köprülerin yapımında kullanılır En önemli manganez yataklarımız; Ceyhan (Adana),Denizli, Kastamonu, Balıkesir, Burdur ve Sivas illerindedir..
    Fosfat
    Kayaçlar halindeki tuz bileşikleri olan fosfat, petrokimya sanayi, gübre sanayi, çimento, cam ve seramik sanayi gibi birçok alanda kullanılır. Türkiye’deki fosfat yatakları sınırlı sayıda olup bunlar Adıyaman, Bingöl ve Bitlis illerindedir. Buralardan elde edilen fosfat Mardin (Mazıdağı) fosfat isletmelerinde islenir Yeterli olmadığı için ithal edilirsini gübrenin hammaddesidir..Dünyada Fas, Tunus ve Cezayir’de çıkartılır.Ülkemizde Mardin’den (Mazıdağı) çıkartılır.

    Volfram Çok sert olması nedeniyle özel sanayi çeliği olarak kullanılır. Demiryolu, iş makineleri, uçak ve gemi yapımı yanında, ampullerde enerjiyi ışığa çevirmede kullanılır. Bursa Uludağ’da çıkarılıp işletilmektedir. Fakat son yıllarda üretimi durmuştur.
    Asbest
    Amyant olarak ta bilinen asbest,lif halindedir.tıpkı pamuk ya da yün gibi eğrilerek iplik haline getirilebilir,kumaş biçimde dokunabilir,dövülerek keçeleştirilebilir.asbest bezi;fren balatalarında,debriyaj kaplamalarında,ateşe dayanıklı elbise ve iş eldivenleri ile sıcak malzeme taşıyan bantların yapımında kullanılır.14 bin °C sıcaklığa dayanır. Konser ojen madde bulundurması nedeniyle, kullanımı sınırlandırılmıştır. Eskişehir, Bursa, Erzincan, Hatay, Kars, Ağrı, Malatya, Sivas, İskenderun, Uşak ve Konya’da çıkarılır.

    Antimon

    Antimon cevherinin demir tozu ile ısıtılması yoluyla elde edilen antimon, paslanmaz metal sanayii, matbaacılık, ilaç, cam ve seramik sanayi gibi alanlarda kullanılır. Antimon yatakları Balıkesir, Tokat. Kütahya, İzmir. Bilecik ve Niğde illerinde bulunur. Cıva: Doğal ortamda sıvı olarak elde edilen tek metal madendir. Ölçü aletleri yapımında, boya sanayisinde, tarım ilaçları yapımında kullanılabilen cıva, insan sağlığına verdiği zararlar ve çevre kirliliği oluşturması gibi nedenlerden dolayı ülkemizde çoğunluğu Ege Bölgesi’nde yer alan cıva isletmeleri kapanmıştır. Volfram (Tungsten): ısıya ve darbelere karşı dayanıklılığı nedeniyle is makineleri, demir yolu araçları, uzay araçları, uçak ve gemi yapımı gibi alanlarda kullanılır. Bursa (Uludağ)’da yer alan tek volfram isletmemiz zarar etmesi nedeniyle kapatılmıştır.

    GÜMÜŞ
    Gümüş AŞ tarafından 1987 yılından beri üretim yapılan gümüş madeni, Kütahya yakınlarında yer alıyor. Bu madende 22 milyon ton civarında ortalama 180 gr/ton gümüş içeren rezerv bulunuyor. Yıllık ortalama gümüş üretimi 90 ton civarında. Granüle olarak üretilen rafine gümüşün tamamı iç pazarda değerlendiriliyor.
    Manyezit Özellikle ısıya dayanıklı refrakter malzeme yapımında kullanılan manyezit, ülkemizin dünya maden sektöründe rekabet edebileceği madenlerden biridir. Dünyadaki önemli rezervlerden birine sahip olan Türkiye’nin manyezit rezervi 168,4 milyon tondur. Bu rezervin büyük bölümü Kütahya-Eskişehir üçgeninde yoğunlaşmaktadır. Bunun yanısıra Erzincan ve Çanakkale’de de mevcut yataklar bulunmaktadır.

    Türkiye’de en önemli manyezit üreticisi Kümaş Kütahya Manyezit İşletmesidir. Çitosan Konya Krom Manyezit Tuğla Sanayi’de diğer önemli üreticilerden biridir.
    İhraç ettiğimiz manyezit ürünleri arasında tabii magnezyum karbonat ve ateşe dayanıklı tuğla en büyük paya sahiptir.

    2001 yılında manyezit ihracatı yüzde 3’lük artışla 36 milyon dolar olarak gerçekleşirken, Avusturya, Ukrayna, İran ve İspanya en önemli alıcı ülkeler olmuştur.

    Feldspat

    Feldspat cam sanayim, seramik sanayi, kaynak elektronları ve boya sanayinde kullanılan önemli bir endüstriyel ham maddedir.

    Türkiye 130 milyon tonluk rezervle dünya toplam rezervleri içinde yüzde 10’luk paya sahiptir. Önemli feldspat yatakları Manisa, Demirci, Kütahya-Simav, Aydın-Çine ve Muğla-Milas bölgelerinde yer alır.

    Türkiye’de feldspatın büyük bir kısmı özel sektör tarafından üretilmekte ve yüzde 90’ı ihraç edilmektedir. Feldspat ihracatında, ihraç edilen en önemli ürün ham feldspatın dışında öğütülmüş feldspat ve yüzdürülerek arıtılmış feldspattır.
    1990 yılından itibaren düzenli bir şekilde artan feldspat ihracatımız 1999 ve 2000 yılındaki artışın aksine 2001 yılında yüzde 30’luk düşüşle 27 milyon dolar olmuştur. Feldspat ihracatı yaptığımız ülkeler arasında İtalya, İspanya ve Endonezya ilk sırada yer almaktandı
    Türkiye’nin görünür, muhtemel, mümkün doğal taş rezerv toplamı 5,2 milyar m3-13,9 milyar ton civarındadır. Bu rezervin büyük bir bölümü Afyon, Balıkesir, Muğla, Eskişehir, Denizli, Tokat, Çanakkale, Konya, Bilecik, Kırşehir ve Elazığ illerinde bulunur.

    Mermer

    Mermer yatakları bakımından zengin olan ülkemiz Dünya’nın önemli mermer üreticilerindendir. Çok çeşitli türde mermer yataklarının bulunduğu ülkemizde bu yatakların çoğunluğu Marmara ve Ege bölgelerindedir. Marmara adasi (Balıkesir), Balıkesir, Bursa, Bilecik, Muğla, Afyon ve Denizli illeri baslıca mermer yataklarının bulunduğu illerimizdir.

    Türkiye’de üretilen mermer çeşitleri arasında Afyon Beyazı, Bilecik Pembe, Marmara Beyazı, M.Kemalpasa Beyazı, Karacabey Siyah, Elazığ Vişne, Denizli Traverten ve Trakya Graniti örnek verilebilir.

    Ülkemizde mermer üretiminde faaliyet gösteren 20 civarında entegre tesis, orta büyüklükte 40 işletme ve 1500 civarında irili ufaklı atölye yılda 1,2 milyon ton mermer işletmektedir.

    Mermer, blok veya kesilmiş-parlatılmış olarak ihraç edilmektedir. İhracat değerlerinde katma değeri en yüksek ürün işlenmiş ürünlere aittir. Sektörün ihracat potansiyeli, yatırımlara paralel olarak hızla gelişmektedir. Özellikle işlenmiş mermer ihracatı sürekli artış içindedir. 2001 yılında toplam doğal taş ihracatımız bir önceki yıla göre değer bakımından yüzde 20 oranında artarak 223 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu değerin 154 milyon doları işlenmiş mermere, 53 milyon doları blok mermer ihracatına, 16 milyon doları ise granit ve diğer sert taşların ihracatına aittir. İşlenmiş mermer ihracatında en önemli pazarlar ABD, İsrail, Türkmenistan, Suudi Arabistan ve İspanya olmuştur.

    Ham-plaka ve blok mermer ihracatın en fazla artış gösterdiği ürün grubudur. Bu ürünlerin 2001 yılı ihracatı, yüzde 77’lik artışla 53 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. İspanya, İtalya, Çin ve Almanya en önemli pazarlardır.

    2001 yılında 16 milyon dolarlık granit ve sert taş ihracatı gerçekleştirilmiştir. Bu ürünlerde en önemli alıcı ülkeler Almanya, İtalya ve Yunanistan olmuştur. Granit, ihracatı yeni gelişmekte olan bir sektör olmakla beraber bu alandaki yatırımların artmasıyla, ihracat değerlerinde de artış beklenmektedir.

    Bentonit ve Kaolin

    Türkiye’de bilinen bentonit yatakları Edirne-Enez, Çankırı, Tokat-Reşadiye, Ankara-Kalecik ve Giresun-Tirebolu’da bulunur. Türkiye’de dövülmüş bentonit üretimi geçen 20 yıl süresince düzenli olarak artmıştır. 2001 yılı bentonit ihracatında, Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya ilk sıralarda yer alan pazarlarımızdır.

    Başlıca kaolinit grubu kil minerallerinden oluşan bir kayaç olan kaolin özellikle seramik, kauçuk, çimento ve kozmetik sanayinde genellikle dolgu ve kaplama maddesi olarak kullanılmaktadır.

    Türkiye’deki kaolin rezervleri Marmara Bölgesinde Balıkesir ilinde, Nevşehir, Bolu Niğde, Çanakkale, Eskişehir ve Doğu Karadeniz Bölgesinde yer alır.

    2001 yılı kaolin ihracatı 5 milyon dolar olarak gerçekleşirken, İspanya, Tunus ve Birleşik Arap Emirlikleri önemli pazarlarımız olmuştur.

    Selestit

    Türkiye’nin bilinen ekonomik yatakları Sivas’ın Akkaya köyündedir. Görünür rezerv 600.000 ton ve toplam potansiyel rezerv 2 milyon tonun üzerindedir.

    Türkiye selestit ihracatı, dünya selestit ihracatının büyük bir bölümünü oluşturur.
    Türkiye’de ki en önemli üretici firma Barit Maden A.Ş.’dir ve üretimin tamamını ihraç etmektedir.

    2001 yılında selestit ihracatımız bir önceki yıla göre büyük bir artış gösterek 4 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. G. Kore, Almanya, Japonya ve Hindistan alıcı ülkeler olmuştur.

    Perlit

    Dünyadaki perlit rezervlerinin yarısından çoğu Türkiye’de bulunur. En önemli perilt yatakları; Cumaovası, Manisa, Biga, Soma, İzmir-Dikili, Konya ve Erzincan- Mollaköy’de bulunmaktadır.

    2001 yılında 3 milyon dolar olarak gerçekleşen perlit ihracatında Belçika-Lüksemburg, Hindistan ve Fransa ilk sıralarda yer almaktadır.

    Altın

    Türkiye, günümüzde isletilebilir önemli miktarda altın rezervine sahip olduğu halde, bunlardan yararlanamayan dünyadaki tek ülkedir. Oysa bilinen sahaların isletmeye alınmasıyla Türkiye, Avrupa’nın en fazla altın üreten ülkesi olma potansiyeline sahiptir. Söz konusu potansiyel, devreye sokulduğunda ortalama 160 ton/yıl altın ithalatımızın tamamı, yurt içindeki üretimle karşılanabilir hale gelecektir. Türkiye, altın potansiyelinin tahmini amacıyla yapılan araştırma sonucuna göre 6500 ton ve üstü rakamlara ulaşabileceği hesaplanmıştır. 6500 tonluk rezervin (300 dolar/ONS) fiyatıyla değeri, yaklaşık 70 milyar dolardır. Ülke ekonomisinde yaratacağı katma değer ise bunun 5-6 katina kadar çikabilir.”
    Süs ve ziynet eşyası yapımında kullanılan altın, eskiden para olarak kullanılmaktaydı. Çıkarılan yerler: Antakya, Niğde, Balıkesir, Kütahya, Bursa, İzmir ve çevresidir.Dünyada ise Yeni Gine’de çıkartılır.

    RADYOAKTİF MİNERALLER

    Birçok mineralin kimyasal bileşiminde yer alan Toryum ve Uranyum, yer kabuğunun doğal radyoaktif 2 elementidir. Uranyum’un nükleer parçalanmasını kontrollü bir şekilde kullanan insan, Uranyum’dan büyük miktarda enerji elde eder. Radyoaktif mineraller, nükleer santrallerde enerji üretmek için çok aranan minerallerdir. Dünyadaki Uranyum üretimi yaklaşık olarak yılda 50.000 ton civarındadır. 10cm çaplı(yaklaşık 1kg) bir Pehblend (Uraninit) minerali nükleer santralde kullanıldığında elde edilen enerji 12 ton kömürden elde edilen enerjiye eşittir.

    Toryum Varlığımız:
    Bu maden, roket ve uçakların imalinde, seramik ve elektrik aletleri yapımında, aydınlatmada kullanılmaktadır. Çok önemli kullanıldığı alan ise nükleer enerji sanayindir. Nötron absorbsiyonu ile (uranyum-223’e) dönüştürülerek nükleer enerji kaynağı olarak kullanılmaktadır. Dünya toryum rezervinin büyük (1/2) bir bölümüne sahip olmamıza rağmen, uzun yıllardan beri bir türlü nükleer santraller inşa edemedik. Çünkü; birileri, “nükleer santralleri içine sindirememektedir.” Dışarıdan pahalı enerji ithali, sanayiye en pahalı enerji satmayı, halkın fakirleşmesini içlerine çok güzel sindirmektedirler. Enerji açığının kapatılması için acilen bu santrallerin de devreye girmesi, millî bir borçtur.

    TÜRKİYE’NİN URANYUM REZERVİ-

    Bugüne kadar bulunan rezervlerin Türkiye’nin gerçek uranyum
    rezervlerini yansıtmadığı görüşü egemen bulunuyor. Özellikle Güney
    Marmara ve Doğu Karadeniz bölgelerinde yapılacak yeni aramalarla
    uranyum yatakları bulunması olasılığı bulunduğu belirtiliyor.
    Türkiye’nin uranyum rezervi şöyle:

    Dünyadaki en zengin yataklar, toplam rezervlerin %20’sini barındıran Avustralya’dadır.
    Kömür; bitkisel kökenli organik maddeler ve inorganik bileşenlerden oluşan tortul bir “kayaç”tır. Bataklıklarda bitki ve ağaç kalıntılarının üst üste yığışarak çökelmesi ve milyonlarca yıllık bir süreç içerisinde kimyasal ve fiziksel etkilerle değişime uğraması sonucu oluşur. Birinci jeolojik zamanda oluşmuş organik tortul kayaçlardandır. Ülkemiz ise, genelde üçüncü zamanda karalaştığından dolayı, taşkömürü yatakları bakımından fazla zengin sayılmaz..Yurdumuzda tüketilen enerji kaynakları arasında taş kömürünün önemli bir yeri vardır. Ayrıca demir-çelik ve kimya sanayilerinin önemli ham maddesidir. Başlıca taş kömürü yataklarımız; Zonguldak ve çevresindedir. Burası Türkiye’nin tek maden kömürü havzasıdır. Bir milyon tonu aşan rezervi vardır.

    LİNYİT

    Türkiye genelde üçüncü jeolojik devirde oluştuğundan linyit en zengin enerji kaynaklarımızdan biridir. Bütün bölgelerde linyit rezervi bulunmaktadır. Türkiye’nin en zengin ve kaliteli linyitleri Ege Bölgesi’ndedir. Taşkömürüne göre kalorisi daha azdır. Ancak yaygın olduğundan enerji ihtiyacımızın en önemli kısmını karşılamaktadı.

    PETROL

    PETROL hayatın her alanında Petrolü ya hammadde ya da doğrudan enerji kaynağı olarak kullanmaktayız. Polyesterden plastiğe, ilaç hammaddesinden makyaj malzemelerine, tarımdan bilgisayar YONGAYA varıncaya kadar günlük hayatta kullandığımız hemen her şeyin üretiminde petrol hammadde olarak kullanılmaktadır. Bunun yanında ham petrolün rafinerilerde işlenmesinden elde edilen petrol ürünleri de yakılmak suretiyle ısı ya da güç elde etmede kullanılmaktadır. Gelişmiş ülkeler ve uluslararası organizasyonlar daha bundan bir kaç yıl öncesine kadar petrolün ekonomideki öneminin artık azaldığını ve eskiden olduğu gibi petrol arzındaki şokların ekonomiyi fazla etkilemeyeceğini iddia ediyorlardı. Oysa petrole olan talep gittikçe artıyor. Önümüzdeki yıllarda talep artışının en çok gelişmekte olan ülkelerde olacağı tahmin edilse de, gelişmiş ülkelerin petrol bağımlılığında bir azalma beklenmiyor.

    Arzı kısıtlı olsa da petrole olan talep artmaya devam ediyor: Halen dünyamızda 12 günde bir 1 milyar varil petrol tüketiyoruz. Bugün en iyi şartlarda tükettiğimiz her iki varil başına ancak bir varil petrol keşfediyoruz ve ucuz petrol devri açıkça sona erme yolunda. Çünkü o noktadan sonra, arz talebi karşılamayacak, ucuz ve kolay petrol devri kapanacak. Bugün yüksek gibi görünen petrol fiyatları ise tarihe petrolün ucuz olduğu dönem olarak yer alacak.

    2000 yılından itibaren dünyanın en çok ticareti yapılan jeo-stratejik ve politik bir ürün olan petrolün piyasası, bilinmeyen bir yöne sapmış durumda. Piyasanın yönünü belirlemede arz ve talepten başka doların konumu ve değeri, kıymetli metallerin değeri, türev piyasaları ve faiz oranları gibi diğer etmenler ilerde şüphesiz daha belirgin rol oynayacak. 2009 yılına kadar normal şartlarda petrol fiyatlarında sürekli artış yaşanmayacak. Fakat o tarihten sonra devreye girecek yeni büyük üretim sahalarının olmaması ve o zamana kadar bulunacak olanların da 2014’ten önce üretime başlamasının zor olacağı kabul edilirse, muhtemelen 2015’te arzın talebi karşılamaya yetmemeye başlayacağı tahmin ediliyor.

    Petrol ithalatına bağımlı ve toplam enerji tüketiminin çoğunu petrolün oluşturduğu gelişmekte olan ülkeler en ağır darbeyi alacak. Petrol ekonomisinin geleceğinin tehlikede olduğu ihtimalinin göz ardı edilmesi, gerek ülke ekonomileri gerekse dünya ekonomisi ve hatta insanoğlu için çok ciddi sonuçlara yol açacak. B-Planına sahip olmayan ülkelerin geleceği karanlık. Ayrıca petrole bağımlı ülkeler ihtiyaçlarını gidermek için petrol zengini ülkelere her türlü baskıyı sürdürecek. Suudi Arabistan, Sudan, Venezuela ve İran bu bağlamda risk altında.

    ülkemizin geleceği ile birebir alakalı olan ve hayati önem taşıyan bio-teknoloji yatırımları ve teşvikleri arttırılmalı bu konuda stratejik bir plan yapılarak acilen devreye sokulmalıdır. Sanayi devrimini kaçıran, bilişim devrimini ise tam manası ile kavramayan bir ülkede biyo-teknoloji devrimini kaçırmamak; ulusal ve uluslar arası platformda söz sahibi olabilmek ve geleceğimizi nasıl etkileyeceğini tartışmamız ile birlikte yeni çözümler üretmemiz gerekir.
    Günümüzde önemli bir enerji kaynağı olan petrol, aynı zamanda kimya sanayicinin de ham maddesidir. Yurdumuzdaki petrol yatakları fazla zengin değildir. Mevcut petrol

  3. hakkatten ilginç bir şey yav birçok avrupa ülkesine vermişiz işletmeciği biz 1 2 milyar dolar kazandık derken adamlar 100 kat 200 kat trilyon dolarlık başarılar yakalıyor harbiden ilginç işlenmeden alınan rezervler işlenerek bize satılıyor

  4. kardeslerim bakın bizim çok zengin yeraltı kaynaklarımız var ama lozan anlaşmasına göre 2011 yılına kadar yer altı kaynaklarımazı çıkarabiliriz ama işleyemeyiz anlaşmayı görmezden gelirsek büyük sıkıntılara girebiliiz. buyüzden 2011 yılını beleyelim yer altı kaynaklarımızı işlemek için

  5. Türkiyedeki yer altı kaynakları neden çıkarılmıyor osmanlı imparatorluğunun çöküşü t.c. kuruluşunda imzalanan antlaşmalarla t.c yer altı kaynaklarına ortak ülkeler var diye biliyorum bu konu tam bir muamma olmuş durumda bor madeninin işlenmesi o kadar zor olacağını düşünmüyorum bu ülkede neler üretilmiyoki bor işlenmesin Bu konu hakkında devlet büyüklerinin bir bildiği vardır elbet ama bir an önce çıkarılsada vatandaş sefaletten kurtulsa hiç fena olmaz

  6. bu yer altı kaynaklarının cıkartılmaması nedendır anlayamıyorum bu kadar zormu yoksa sıyası nedenlermı var keske ataturk sımdı olsaydı dıye dusunuyorum bılmıyorum yanlısmı dusuncem ama kımseye muhtac olmayacak yer altı kaynagına sahıb ulkemız bu kadarmıdır kı amerıka yada baska yerlere kolelık yapar turkıye bu kadar kucukmudur kım olursa olsun turkıyeyı somuruyor onu bılıyoruz ama kendı yerken turkıyeyede bı faydalı ısler yapsınkı yesın bunu kımse bısey demez ozaman ama oyle bı turkıye ıste agam pasam demeye alıstık bızde bastakılerın yuzunden sıkılalım sıkılmasına ama bu sıkıntının sonu guzel olsun artık.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.